Altından girip üstünden çıkmak
Bir serveti, bir parayı, bir kaynağı gereksiz yere, düşüncesizce, sorumsuzca harcayıp kısa zamanda bitirmek.
"Bir ayda o kadar paranın altından girip üstünden...
Hesapsızca, düşüncesizce harcamak; malını, parasını ölçüsüzce, bol bol harcayıp tüketmek.
Bir serveti, bir parayı, bir kaynağı gereksiz yere, düşüncesizce, sorumsuzca harcayıp kısa zamanda bitirmek.
"Bir ayda o kadar paranın altından girip üstünden...
Ateşli silahlarla aralıksız, bol mermi atmak.
Etrafındakilere çok öfkeli, ağır sözler söylemek.
"Allah size bol kazanç versin" anlamında iyi dilek sözü.
Çok şükür ki iyi ki (hoşnutluk anlatır).
"Bereket versin ki ona bir şey olmamış."
Ölçüsüz, çok fazla, bol bol.
"Bol keseden atıp tutmaya bayılır bizim çocuk."
Pek sulu, suyu bol (yemek için).
"Yemek cambul cumbuldu ama lezzetli olmuştu."
Karşılaştığı fırsatları değerlendirerek bol para kazanmak.
"Cebini doldurmaktan başka bir düşüncesi yok adamın."
Parasını, malını, tüm varlığını harcayıp bitirmiş olmak.
"Elde avuçta bir şey kalmayınca ne yapacağını şaşırdı."
Bol bol ortaya dökülüp harcanmak.
Uzun sürmek.
Rahatına düşkün kimse, zevkinden bol bol yararlanan.
"Oldukça rahat, keyif ehli bir insandı."
Öteden beri yapmak istediği şeyi bol bol yapıp hevesini almak.
"Bu akşam biraz kurtlarımızı dökelim, ne dersin?"
Zamanın çok hızlı geçip gitmesi.
Bol bol gelmek ya da gitmek (para, yiyecek vs.).
"Para su gibi akıyor, o harcamayacak da ben mi harcayacağım?"
Bol bol harcamak.
"Paralar su gibi gitti."