Abbas yolcu
Yola çıkacak, gidecek.
Hoşuna gidecek çeşit çeşit sözler söyledim.
Yola çıkacak, gidecek.
Sağduyuya uymayan, düşünmeksiğzin, saçma sapan sözler söylemek.
İnsanın gücüne gidecek, kırıcı.
Birbiri ardınca söylenen, birbirini tutmayan, konu dışı ve gereksiz sözler.
Konu dışı, gereksiz sözler söylemek.
Ağır ve kırıcı sözler söylemek.
Pek çok işe yarayan, çeşit çeşit gereksemeleri karşılayan, her sıkıntıyı gideren.
İçindeki bademi kavrulmuş olan badem şekeri.
Ufak kesilmiş, sert bir çeşit lokum.
Çok pişkin.
Çok çile çekmiş.
Pek çok konuda bilgi sahibi olmak, içinde bulunduğu ortamın şartlarına göre her çeşit iş yapabilir olmak.
Birinin hoşuna gidecek, eğilimlerine cevap verecek biçimde davranmak.
"Nabza göre şerbet vermeyi iyi biliyorsun."
Ne türlü, nasıl, ne çeşit?
Birinin hoşuna gidecek davranış ortaya koymak, söz söylemek, onun tarafını tutmak.
"Ömrümce onun bunun türküsünü çağırıp durdum, yeter artık!"