Adımını denk atmak
Bütün önlemleri alarak davranmak.
Boyu uzunluğunca, bütün boyu ile.
Bütün önlemleri alarak davranmak.
Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.
Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.
"Eve geç...
Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.
Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.
Kendi isteği ile gelmek.
Çok fazla emek sarf edilmeden elde edilmek.
"Adam ayağı ile geldi dayak yemeye."
Şişmanlamaksızın boyu uzamak.
"Boy atmak".
Boyu uzamak, gelişmek, boylanmak.
"Çok çabuk boy attı sizin çocuk; maşallah, delikanlı gibi olmuş."
Dize kadar (yükseklik veya alçaklık için).
"Çukuru diz boyu kazmışlardı."
Her yönü ile, eksiksiz, bütün ihtimalleri göz önünde tutarak.
İri yarı, gösterişli (adam).
"Şu meseleyi enine boyuna bir kez daha düşünelim."
Tek başına kalmak, dış dünya ile ilgisini kesmek, kimse ile görüşmemek.
"Geçirdiği kazadan sonra iyice kabuğuna çekildi."
Bir şeye bütün içtenliği ile güvenmek, bir şeyi doğrulamak.
"Kalıbımı basarım ki o, bu işi yapmamıştır."
Boyu uzun olan.
Uzun süre.
Derinlemesine, ayrıntılarıyla.
"Meselenin üzerinde öyle uzun boylu durmadık."
Bütün devletler, herkes, bütün dünya.
"İstiklâl Savaşı`nı yedi düvele karşı verdik biz."