Ağzından girip burnundan çıkmak
Çeşitli yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek; veya kandırmak.
"Ağzından girip burnundan çıktı ve ondan para koparmayı başardı."
Ne yapıp yaparak bir...
Dize kadar (yükseklik veya alçaklık için).
"Çukuru diz boyu kazmışlardı."
Çeşitli yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek; veya kandırmak.
"Ağzından girip burnundan çıktı ve ondan para koparmayı başardı."
Ne yapıp yaparak bir...
"Ne kadar çaba gösterse, ne yapsa da" anlamında kullanılır.
"Ağzıyla kuş da tutsa, artık bu eve adım atamaz."
Bir işi başarmak uğrunda çok yorulmak, sonuca kadar çok zahmet çekmek.
"Seni buluncaya kadar akla karayı seçtim."
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Tertemiz.
Saçı sakalı ağarmış.
Alımlı ve beyaz tenli.
"Ne kadar da ak pak bir çocuk."
Pek yükselmek (ses için).
Herkesçe duyulmak, yayılmak (dedikodu için).
"Öyle kızgındı ki sesi ayyuka çıkıyordu."
Boyu uzunluğunca, bütün boyu ile.
Burnuna koklanamayacak kadar pis bir koku gelmek, böyle bir kokudan burnu görev yapamaz olmak.
Burnuna koklanamayacak kadar pis bir koku gelmek, böyle bir...
Çıplak, üzerinde sadece don ve gömlek var denilecek kadar soyunmuş hâlde.
"Adamı, don gömlek kalacak kadar soydular."
Titizlik göstermek, bir şeyi en ince ayrıntılarına kadar araştırmak, gözden geçirmek.
"O kadar da ince eleyip sık dokunacak bir iş değil, kaygılanma."
Birini çok dövmek.
Bir kişi veya şeyi sonuna kadar sömürmek.
"Ülkenin posasını çıkardılar, biz hâlâ seyrediyoruz."
Hiç denecek kadar az.
"Onu zerre kadar sevmiyorum."