Acı çekmek
Uzun süre acı, üzüntü içinde bulunmak.
Boyu uzun olan.
Uzun süre.
Derinlemesine, ayrıntılarıyla.
"Meselenin üzerinde öyle uzun boylu durmadık."
Uzun süre acı, üzüntü içinde bulunmak.
Uzun süre bir şey yemediği için çok acıkmış olmak.
Bir mesele üzerinde uzun çekişmelerden sonra.
Senli benli, samimî dostluğu sürdürerek.
"Al takke ver külâh yıllarca yaptık bu işi."
Bir yerde ayakta beklemekten veya uzun süre dolaşmaktan çok yorulmak.
"Seni aramaktan ayaklarıma kara sular indi, nerelerdeydin Allah aşkına!"
Uygunsuz durumlara karşı uzun süre dayanıp sabretme gücünü kıran yeni bir eylem.
(Şaka sözü) Öyle uzun uzun düşünüp tasalanacak ne var?
Uzun uzun düşünmeye, bir çözüm yolu aramaya başladı.
Bir yerde uzun süre çalıştıktan sonra geçimini sağlayabilecek duruma erişmiş olan kişiye bağımsız çalışması için izin vermek.
Kendini tutamayıp kahkahayla gülmeye başlamak, uzun uzun gülmek.
"Yüzükoyun çamura düşen arkadaşını görünce makaraları koy verdi."
Bir süre ara vermek; uzun süren yolculuğun, çalışmanın, yürüyüşün yorucu etkisini atmak için bir süre dinlenmek.
"Yarım saat sonra mola verecekler, onlara mola...
Kısa bir süre için gittiği yerde, saygısızca ve sorumsuzca uzun süre kalmak.
Saatin zembereği kurulmaz duruma gelmek.
Kendini tutamayarak uzun uzun gülmek.