Ağzını bıçak açmamak
Üzüntüsünden söz söyleyecek durumda olmamak.
Kırgınlıktan, üzüntüden ya da herhangi bir sebepten ötürü söz söyleyecek durumda olmamak.
"Boşuna uğraşma, evin...
Yarı güvenli, yarı tehlikeli durumda.
Son günlerini yaşıyor göçmesi yakın.
Üzüntüsünden söz söyleyecek durumda olmamak.
Kırgınlıktan, üzüntüden ya da herhangi bir sebepten ötürü söz söyleyecek durumda olmamak.
"Boşuna uğraşma, evin...
Yarı karanlık.
Yaklaşık olarak, hemen hemen, tam değil de tama yakın.
"Aşağı yukarı on kilo gelir bu yük."
Yaklaşık olarak, hemen hemen, tama yakın.
İri yarı kadın.
Birbirinin yakın dostu, ya da hısmı olup birbirinden hiçbir şey esirgememek ve biri ötekinin yerine iş görecek durumda olmak.
Çok sıkıntılı, çaresiz bir durumda olmak; parasızlıktan dolayı güç bir durumda kalmak.
"Başı darda kalan insanlara yardım etmek insanlık borcudur."
Yarı belli, yarı belirsiz, çok az belli.
Her yönü ile, eksiksiz, bütün ihtimalleri göz önünde tutarak.
İri yarı, gösterişli (adam).
"Şu meseleyi enine boyuna bir kez daha düşünelim."
Aşırı derecede zayıflamak, kilo vermek.
"O iri yarı adam hapisten çıktı ki iğne ipliğe dönmüş."
Duya duya elde edinilen yarı buçuk bilgi.
Elindeki son imkânı kullanmak, son çareye başvurmak.
Tamamlanmamış bir durumda, yarı yolda bırakmak.
"İşleri yüz üstü bırakıp gitti."