Akıl öğretmek (vermek)
Herhangi bir konuda yol gösterip tavsiyede bulunmak, bilgi vermek.
"Sana akıl verecek bir adam da mı bulamadın?"
Aşırı derecede zayıflamak, kilo vermek.
"O iri yarı adam hapisten çıktı ki iğne ipliğe dönmüş."
Herhangi bir konuda yol gösterip tavsiyede bulunmak, bilgi vermek.
"Sana akıl verecek bir adam da mı bulamadın?"
Ben de o durumdayım; o düşüncedeyim.
Bu işle bir ilgim yok ki onun için söylenenlerden kuşkulanayım.
"Çiğ yemedim ki karnım ağrısın."
Varlığı üzüntü veren, varlığından huzursuz olunan şey.
"Allah’ın belâsı adam yine çıktı ortaya."
Başarmak için çok sıkıntı çekmek, çok çaba sarf edip emek vermek.
"O yolu açıncaya kadar benim alnımın damarı çatladı, sen ne halt etmeye bozuyorsun?"
Bir serveti, bir parayı, bir kaynağı gereksiz yere, düşüncesizce, sorumsuzca harcayıp kısa zamanda bitirmek.
"Bir ayda o kadar paranın altından girip üstünden...
O an ki durumu temelli olmayan bir çözümle kurtarmak veya bir işi kesin neticeye vardırmış gibi görünmek.
"İnsanları altmış altıya bağlamakta üstüne yoktur...
Bir şeye değerinden çok para istemek, olmayacak bir istekte bulunmak.
"Senin istekli olduğunu duydu adam, şimdi gidersen anasının nikâhını isteyecek o...
"Allah size bol kazanç versin" anlamında iyi dilek sözü.
Çok şükür ki iyi ki (hoşnutluk anlatır).
"Bereket versin ki ona bir şey olmamış."
Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).
"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."
Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...
Bir şeyi, bir kimseyi aşırı derecede sevmek, ona tutkun olmak.
"Delikanlı o kız için deli divane oluyordu."
O işten umudunu kesmek, o işin olacağına inanmamak, parasını ya da malını almaktan vazgeçmek.
"Verecek mi? Sen o paranın üstüne bir bardak soğuk su iç!"