Açık vermek
Gelir gideri karşılamamak. Gizlenmek istediği bir şeyi farkında olmadan belli etmek.
Kızgınlığını, öfkesini kimi davranışlarıyla belli etmek.
"Dediğini yaptıramayınca dişlerini gıcırdatmaya başladı."
Gelir gideri karşılamamak. Gizlenmek istediği bir şeyi farkında olmadan belli etmek.
Bir şeyi bulmak için aramadık yer bırakmamak.
"Evin altını üstüne getirdik ama tabancayı bulamadık."
Söz ve davranışlarıyla çevreyi birbirine düşürmek,...
İltifat etmek, okşamak, övmek, birisini bu yolları kullanarak bir işe sevk etmek.
"Arkasını sıvayarak yaptırıyorum her işi bu çocuğa."
Gebe kadın, kimi yemeklerden tiksinmek, kimi şeyleri yemek için aşırı istek duymak.
Yüksek laflar etmek, büyük işler yapacağını söylemek.
Ağır sözlerle öfkesini göstermek.
Ölmüş olan babanın ruhunu şad etmek için (bana şu iyiliği yap).
Birinden bir iyilik yapılması istenirken
"bu iyiliği, ölmüş olan babanın ruhunu hoşnut etmek...
İnandığı bir şey uğrunda ölmek, canını vermek.
Belirmek, kimi bitkilerin başak tutmaya başlaması.
"Ektiğimiz buğdaylar baş vermeye başladı."
Birinin içine düştüğü duruma belli etmeden gülmek, sevindiğini belli etmeyerek onunla eğlenmek, içinden onunla alay etmek.
"Ayşe`nin kırdığı pot karşısında...
Güçlü olduğunu, kendine güvendiğini, saldırabileceğini davranışlarıyla belli etmek; tehdit etmek.
"Biraz diş göstersen hemen yola geleceklerdir."
Sıkıştırıp tedirgin etmek, eziyet etmek.
"İşlerin yavaş gittiğini gören patron işçilerin ensesinde boza pişirmeye başladı."
Güç bir duruma düştüğünü, utandığını, sıkıldığını davranışlarıyla belli etmek.
"Hiçbir insanın karşımda ezilip büzülmesine tahammülüm yoktur."
Israrından, iddiasından, direnmekten vazgeçip karşısındakinin dediğini kabul etmek; yüksekten atıp tutmayı bırakarak yumuşamak.
"Yelkenleri nasıl da suya indi...