Açık vermek
Gelir gideri karşılamamak. Gizlenmek istediği bir şeyi farkında olmadan belli etmek.
Güçlü olduğunu, kendine güvendiğini, saldırabileceğini davranışlarıyla belli etmek; tehdit etmek.
"Biraz diş göstersen hemen yola geleceklerdir."
Gelir gideri karşılamamak. Gizlenmek istediği bir şeyi farkında olmadan belli etmek.
Ne olduğunu, nerede olduğunu bilen yok.
Bir işin çok güç olduğunu, yapılamayacak kadar zor olduğunu anlatır.
Küçümseyerek meydan okumak, tehdit etmek.
"Beni polise bildirenin alnını karışlarım."
Yaklaşık olarak, hemen hemen, tam değil de tama yakın.
"Aşağı yukarı on kilo gelir bu yük."
Yaklaşık olarak, hemen hemen, tama yakın.
Birinin içine düştüğü duruma belli etmeden gülmek, sevindiğini belli etmeyerek onunla eğlenmek, içinden onunla alay etmek.
"Ayşe`nin kırdığı pot karşısında...
Kızgınlığını, öfkesini kimi davranışlarıyla belli etmek.
"Dediğini yaptıramayınca dişlerini gıcırdatmaya başladı."
Güç bir duruma düştüğünü, utandığını, sıkıldığını davranışlarıyla belli etmek.
"Hiçbir insanın karşımda ezilip büzülmesine tahammülüm yoktur."
Yaşamak için gerekli olanı elde etmek.
"Geçimini sağlamak için hemen her yola başvurdu."
Başkalarını aşırı söz ve davranışlarıyla tedirgin etmek.
Kıskançlığa, çekememezliğe yol açmak.
"Her davranışınla gözüme batıyorsun. Kendine bir çeki düzen ver."
Ortaya çıkan fırsattan yararlanıp başkalarını düşünmeyerek hep kendi çıkarını sağlayacak yönde hareket etmek.
"Hep kendine yontma, biraz da bizi düşün, biz de...
Karşı tarafı oyalayarak zamanı uzatmak.
Bir şeye ayrılan ya da harcanan zamanı uzatmak.
"Sen onu meşgul et ki hemen yola çıkmasın, bu sayede biz de biraz vakit...
Rahatsız olduğunu, hoşnut olmadığını, öfke duyduğunu yüz ifadesiyle belli etmek.
"Haydi kalk, yüzünü ekşitme öyle, çok kalmayacağız onlarda."