Ağız birliği etmek
Aynı şeyi söylemeyi, ya da yapmayı aralarında kararlaştırmak.
Çalışmaları verimli olmuyor, yerinde sayıyor, aynı şeyleri yineleyip duruyor.
Aynı şeyi söylemeyi, ya da yapmayı aralarında kararlaştırmak.
Bir kişinin bildiği şeyleri, ustalıklı konuşmalarla, ona sezdirmeden öğrenmek.
Aynı şeyi söylemek için anlaşmışlar.
Yaptığı işten yararlandığı için hep aynı işi yapıp aynı sonucu elde etmek istemek.
Önem verilecek şeyleri hiçe saymak, çiğnemek.
Önem verilmesi gereken şeyleri hiçe saymak, çiğnemek.
"Babasının onun için verdiği emekleri ayaklar altına alarak...
"Ha öyle ha böyle, ikisi de bir; hangi yolu seçersek seçelim aynı sonuca varır" anlamında kullanılır.
Hangi yol yeğlenirse yeğlensin, aynı sonuca varıyor. Ha...
Kimi şeyleri görmemiş, kimi şeyleri duymamış gibi davranmak.
Aynı sonuca varmak, aynı neticeyi vermek.
"Ha sen söylemişsin ha ben, bir kapıya çıkmaz mı?"
Hiçbir şey değişmemiş, eski durumda kalmış.
"Köy aynı, insanlar aynı, eski hamam eski tas."
Bir toplantıya katılan, bir meseleyi konuşan kimselerin aynı düşüncede olup aynı yönde oy kullanmaları.
"Sınıf başkanını oy birliği ile seçtik."
Bir olayla ilgili olarak aynı şeyleri söylemek üzere anlaşmak, aynı görüşte olmak.
"Onunla söz birliği mi ettiniz?"
Yürür gibi yaparak hep aynı yerde ayaklarının birini kaldırıp birini basmak.
Hiç gelişme, ilerleme gösterememek.
"Okullar neredeyse kapanacak ama bizim çocuk...