Deyimler
İletişim

"Bir kapıya çıkmak" deyiminin anlamı nedir?

Aynı sonuca varmak, aynı neticeyi vermek.

"Ha sen söylemişsin ha ben, bir kapıya çıkmaz mı?"

Bir kapıya çıkmak deyimine benzer deyimler

Açıl susam açıl

Bin bir gece masallarının baş kişisi Ali Baba’nın, Kırk Haramiler’in gömülerini saklandıkları mağaraya girmek için söyelediği bir büyülü söz olan bu deyim, bir...

Açıl susam açıl

Adı çıkmak dokuza, inmez sekize

Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.

Adı çıkmak dokuza, inmez sekize

Ağzına tat bulaşmak

Yaptığı işten yararlandığı için hep aynı işi yapıp aynı sonucu elde etmek istemek.

Ağzına tat bulaşmak

Akıl öğretmek (vermek)

Herhangi bir konuda yol gösterip tavsiyede bulunmak, bilgi vermek.

"Sana akıl verecek bir adam da mı bulamadın?"

Akıl öğretmek (vermek)

Altından girip üstünden çıkmak

Bir serveti, bir parayı, bir kaynağı gereksiz yere, düşüncesizce, sorumsuzca harcayıp kısa zamanda bitirmek.

"Bir ayda o kadar paranın altından girip üstünden...

Altından girip üstünden çıkmak

Ayvaz kasap hep bir hesap

"Ha öyle ha böyle, ikisi de bir; hangi yolu seçersek seçelim aynı sonuca varır" anlamında kullanılır.

Hangi yol yeğlenirse yeğlensin, aynı sonuca varıyor. Ha...

Ayvaz kasap hep bir hesap

Başından atmak

Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.

Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...

Başından atmak

Başını ağrıtmak

Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.

Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.

Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.

Bir iş için birini...

Başını ağrıtmak

Canına okumak

Bir kimseye büyük bir zarar vermek, kötülük etmek.

İyi bir şeyi kötü hâle getirmek, heder etmek, harcamak.

"Yeni aldığım oyuncağın canına okudu bir günde."

Canına okumak

Mânâ çıkarmak

Yanlış bir yargıya varmak, bir söz ya da hareketten kendine göre bir anlam çıkarmak.

"Öyle alıngandı ki her sözümden bir mânâ çıkarıyordu."

Mânâ çıkarmak

Oy birliği

Bir toplantıya katılan, bir meseleyi konuşan kimselerin aynı düşüncede olup aynı yönde oy kullanmaları.

"Sınıf başkanını oy birliği ile seçtik."

Oy birliği

Söz birliği etmek

Bir olayla ilgili olarak aynı şeyleri söylemek üzere anlaşmak, aynı görüşte olmak.

"Onunla söz birliği mi ettiniz?"

Söz birliği etmek