Deyimler
İletişim

"Baklayı ağzından çıkarmak değimi ve anlamı" deyiminin anlamı nedir?

Sabrı tükenip o zamana kadar sakladığı şeyleri söylemek.

"Yeter artık, çıkar ağzından şu baklayı!"

Baklayı ağzından çıkarmak değimi ve anlamı deyimine benzer deyimler

Ağzından kaçırmak

Söylemek istemediği bir şeyi, boş bulunup söyleyivermek.

"Dikkatli ol, lafı ağzından kaçırıp da gideceğimiz yeri söyleme."

Söylemek istemediği şeyi farkında...

Ağzından kaçırmak

Ağzından yel alsın

Olumsuz, kötü şeylerden bahsedenlere karşı

"ağzını hayra aç" anlamında söylenir.

"Bugün kötü şeyler mi bekliyorsun? Ağzından yel alsın, o ne biçim beklenti?"

Ağzından yel alsın

Ağzını açıp gözünü yummak

Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.

Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.

"Eve geç...

Ağzını açıp gözünü yummak

Ağzını havaya (poyraza) açmak

Elindeki fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere bir şeyler elde etmeyi ummak.

Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek.

"Evi o zaman...

Ağzını havaya (poyraza) açmak

Ayaklar altına almak

Önem verilecek şeyleri hiçe saymak, çiğnemek.

Önem verilmesi gereken şeyleri hiçe saymak, çiğnemek.

"Babasının onun için verdiği emekleri ayaklar altına alarak...

Ayaklar altına almak

Elle tutulur gözle görülür

Çok açık, gizli bir tarafı yok.

"Şu zamana kadar elle tutulur gözle görülür bir iş yaptın mı sen?"

Elle tutulur gözle görülür

Göz yummak

Kabahatlerini, kusurlarını hoş karşılamak, görmezlikten gelmek, bağışlamak.

"Sana bu yaşa gelinceye kadar göz yumdum, ama artık yeter."

Göz yummak

İnce eleyip sık dokumak

Titizlik göstermek, bir şeyi en ince ayrıntılarına kadar araştırmak, gözden geçirmek.

"O kadar da ince eleyip sık dokunacak bir iş değil, kaygılanma."

İnce eleyip sık dokumak

Türküsünü çağırmak

Birinin hoşuna gidecek davranış ortaya koymak, söz söylemek, onun tarafını tutmak.

"Ömrümce onun bunun türküsünü çağırıp durdum, yeter artık!"

Türküsünü çağırmak

Üstüne bir bardak (soğuk) su içmek

O işten umudunu kesmek, o işin olacağına inanmamak, parasını ya da malını almaktan vazgeçmek.

"Verecek mi? Sen o paranın üstüne bir bardak soğuk su iç!"

Üstüne bir bardak (soğuk) su içmek

Verip veriştirmek

Ağır sözler söylemek, ağzına ne gelirse söylemek.

"Yüzüne karşı verip veriştirdi ama o tek kelime bile söylemedi."

Verip veriştirmek

Yüzü kalmamak

Bir kimseye karşı pek borçlu bulunmak ve ondan artık bir şey isteyecek hâli kalmamak.

"Bu güne kadar ne istedimse verdi. Artık yüzüm kalmadı, git,...

Yüzü kalmamak