Alıcı gözüyle bakmak
Çok dikkatli bakmak, inceden inceye gözden geçirmek.
"Mobilyaya ilk defa alıcı gözüyle baktı."
Ayın ilk günleri.
Çok dikkatli bakmak, inceden inceye gözden geçirmek.
"Mobilyaya ilk defa alıcı gözüyle baktı."
Ayın çevresindeki ışık, hale.
Hiç karışık, anlaşılmayacak yönü yok, hesap, ay aydınlığı kadar ( ya da gökte görülen ayın kaçı olduğu kadar) ortada, açık.
Ayın çevresinde hale (ayla, ışık çevresi) oluşmak.
Hamile kadının doğum günleri.
Bulutla kapanan ayın gölgemsi aydınlığı
Ayın gökyüzünde bulunmadığı zaman.
En üstün yeri almak.
Herhangi bir konu önemce ilk sırayı almak.
"Ülkede ekonomik yolsuzluklar başa geçti."
Balayı, yeni evlilerin
"cicim" sözcüğünü dillerinden düşürmedikleri ilk haftalar.
Yıldırmak, karşı duramaz hâle getirmek.
"İlk işi, adamlarıyla kasaba halkının gözünü korkutmak oldu."
İçinde olunan günlerde ölecek olmak.
Bulunduğu yerde kalmak için birkaç günü kalmak.
"Doktorlara bakılırsa anneannemin günleri sayılıymış."
İlk doğan çocuk.
İlk sevgili.
Hareketli, coşkun olmak.
Birine içten bir sevgi beslemek, yakınlık duymak.
"Çocuğa, ilk rastladığımda kanım kaynamıştı."