Deyimler
İletişim

"Gözünü korkutmak" deyiminin anlamı nedir?

Yıldırmak, karşı duramaz hâle getirmek.

"İlk işi, adamlarıyla kasaba halkının gözünü korkutmak oldu."

Gözünü korkutmak deyimine benzer deyimler

Ağırdan almak

Gizli bir amaçla bir işten yavaş davranmak, işi savsaklamak, yapmaya gönülsüz davranmak, işi yapmak için isteksizce davranma ve gereken sürede bitirmemek.

Ağırdan almak

Altüst etmek (olmak)

Alt yüzünü üste çevirmek, altını üstüne getirmek.

Karmakarışık duruma getirmek.

Altüst etmek (olmak)

Aman dedirtmek (amana getirmek)

Karşı koyan birini boyun eğmek zorunda bırakmak, teslim olmaya zorlamak.

"Düşmana aman dedirtmek boynumuzun borcu oldu artık."

Aman dedirtmek (amana getirmek)

Arada çıkarmak

Öteki işler arasında bir işi de yapıvermek.

Yapılmakta olan işler arasından işi de yapıvermek.

Arada çıkarmak

Attığı attık, tuttuğu tuttuk

Yaptığı her işi herkes kabul etmek zorunda: İstemediği işi yapmayacak, istediğini yapacaktır.

"Astığı astık"

Attığı attık, tuttuğu tuttuk

Ayağını denk almak

Birilerinin kendisine karşı yapacakları muhtemel kötülüklere karşı uyanık davranmak, tedbirli olmak.

"Eğer ayağını denk almazsan o adamlar başına bir iş...

Ayağını denk almak

Azınlıkta kalmak

Bir sorun üzerine oy verenler, sayıca, karşı düşünceye oy verenlerden daha az çıkmak.

Bir oyalamada, karşı düşünceye oy verenler sayıca az çıkmak.

Azınlıkta kalmak

Başına dolamak

İçinden çıkılması zor bir işi birine musallat etmek.

"Bu işi benim başıma dolayanlar, dilerim hiçbir zaman onmazlar!"

Başına dolamak

Başından atmak

Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.

Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...

Başından atmak

Ocağına incir dikmek

Birinin evini barkını dağıtmak, düzenini alt üst etmek, yuvasını yıkıp toparlanamaz hâle getirmek.

"Bende senin ocağına incir dikmezsem dedi ama dediğine...

Ocağına incir dikmek

Rayına oturmak

Bozulmuş, düzensiz hâle gelmiş bir işi yoluna koymak, iyi duruma getirmek.

Rayına oturmak

Yüreğine (içine) dert olmak

Birine karşı ya da birinin kendine karşı yaptığı bir davranış sonradan kendisi için acı, üzüntü kaynağı olmak.

"Ona yemek vermedim ama yüreğime dert oldu."

Yüreğine (içine) dert olmak