Aba altından değnek göstermek
Üstü kapalı sözlerle korkutmak.
Ayağı suya değmek.
Üstü kapalı sözlerle korkutmak.
Kendi isteği ile gelmek.
Çok fazla emek sarf edilmeden elde edilmek.
"Adam ayağı ile geldi dayak yemeye."
Bir yere gitmez, uğramaz olmak.
Birini bir yere artık uğramaz duruma getirmek.
"Öyle korkutun ki o adamın ayağı kesilsin bu meyhaneden?"
Neden sonra aklı başına gelmek, bir şeyin aslını anlamak, beklenen biçimde olmadığını kavramak.
"Toy olduğu için doğruyu göremiyor, onun da ayağı suya erecek...
Ayağı yere değmez olmak.
Taşıta binip yaya yürümekten kurtulmak.
Çok yaşlanmış olmak, yaşayacak çok az zamanı kalmış olmak.
"Dedemin bir ayağı çukurda, onu üzmeyin artık."
Çok nazlı olmak, evde hiçbir iş yapmamak, zor işlerden kaçınmak.
"Ne kadınmış o da, elini sıcak sudan soğuk suya soktuğunu görmedim daha!"
Nişan alınan yere değmek, rastlamak.
Çıkmak.
Yerinde iş görmüş olmak.
"Böyle karar vermekte çok isabet ettiniz."
Baştan aşağı, elbisesinin ve vücudunun her yanına su değmek.
"Hortumu üstüme tutup beni sucuk gibi ısladı."
Sakıncalı konulardan uzak durmak, davranışlarıyla birilerini incitmeyecek yol tutmak.
"Başına gelen son belâdan sonra suya sabuna dokunmamaya karar verdi."
En büyüğünden en küçüğüne, eli ayağı tutan herkes.
"Halk yediden yetmişe silâhlanmış düşmanı bekliyordu."
Israrından, iddiasından, direnmekten vazgeçip karşısındakinin dediğini kabul etmek; yüksekten atıp tutmayı bırakarak yumuşamak.
"Yelkenleri nasıl da suya indi...