Ağzını açıp gözünü yummak
Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.
Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.
"Eve geç...
Sakıncalı konulardan uzak durmak, davranışlarıyla birilerini incitmeyecek yol tutmak.
"Başına gelen son belâdan sonra suya sabuna dokunmamaya karar verdi."
Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.
Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.
"Eve geç...
Elindeki fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere bir şeyler elde etmeyi ummak.
Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek.
"Evi o zaman...
Verilen bir görevi ağırdan yapmak.
Bir yerden ayrılmak üzere bulunmak.
Ölmek üzere olmak.
Halk inanışına göre birinin gelmesi, ardından başkalarının da...
Neden sonra aklı başına gelmek, bir şeyin aslını anlamak, beklenen biçimde olmadığını kavramak.
"Toy olduğu için doğruyu göremiyor, onun da ayağı suya erecek...
Yapılan iyiliği yüzüne vurarak birisini üzmek, incitmek.
"Üç kuruş verdi, üç gün geçmeden başına kaktı."
Uğraştırıcı ve üzücü bir işin çıkmasına yol açmak.
"Bırak o bıçağı elinden, hiç yoktan başına iş açacaksın."
Sonunu düşünmeyerek, hatta sonucun kötü olduğunu bildiği hâlde hesapsız, batarcasına bir yol tutmak; felâkete doğru gitmek.
"Bu baştan kara gittiğin hayata...
Kavga çıkararak, önüne gelene çatarak ya da başka sebeplerle kendisi için tehlikeli bir durum oluşmasına yol açmak.
"Bırak sövmeyi, belâ mı arıyorsun başına?"
Kavga ederek ya da başka davranışlarıyla kendisi için tehlikeli olacak bir durum meydana gelmesine yol açmak.
"Bela aramak."
Hoş bir durum, elde ettiği güzel bir şey, sonra gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.
"Yediğimiz yemeği burnumuzdan getirmek mi istiyorsun? Sus...
Ortaya çıkmak, belirmek.
Beğenilecek, takdir edilecek niteliklerini ortaya koymak; gücünü göstermek.
"Uzun bir aradan sonra sergi açmaya, kendini göstermeye...
Bir süre geçince, her şey olup bittikten sonra, çok zaman sonra.
"Neden sonra babam da geldi."