Abesle uğraşmak
İpe sapa gelmez şeylerle zaman harcamak.
Henüz dinlenmeden, yoldan gelir gelmez.
"Adamı ayağının tozuyla kodese tıktılar."
İpe sapa gelmez şeylerle zaman harcamak.
Henüz alışamadığı, beceri kazanamadığı bir işte bocalamak.
Gelir gideri karşılamamak. Gizlenmek istediği bir şeyi farkında olmadan belli etmek.
Hiçbir şey yemeden, mide henüz boşken, aç açına, aç olarak.
Beden gevşeyip uykusu gelmek.
Gevşeklik, uyuşukluk duyumsamak, uykusuz gelir gibi olmak
Birini bulunduğu yerden, mevkiden indirmek.
"Ya, gördün mü, demek ki el oğlu adamı al aşağı ediyormuş bir çırpıda!"
Hile, kötü bilmeyen; hak yol üzerinde olan, Allah`a ibadette kus dini bütün kimse.
"Allah adamı olmalısın dünya da, hem de ahrette iyilik görebilesin."
Takip edilen yoldan ayrılmak.
Tutumunu, tavrını değiştirmek, izlediği yoldan kopmak.
"Hava muhalefeti sebebiyle uçak rota değiştirmek zorunda kaldı."
Bulunduğu bir yerden ayrılmak.
Hareketli, heyecanlı, gürültülü, karışık bir zaman yaşamak.
"O büyük kahramanın dönüş haberi gelir gelmez şehir yerinden...
Daha önce görevinden ayrılan, yerine geçtiği biri kadar başarılı olmak.
Yerinin adamı, görevinin üstesinden gelir olmak.
"Bakalım yerini doldurabilecek mi?"
Bir taşıt bir sebeple yolundan ayrılmak, gitmez olmak.
Kötü yola sapmak, doğru yoldan ayrılmak, azgınlığa düşmek.
"Komşunun çocuğu iyice yoldan çıkmış, ne...
Kötü yola düşmek, doğru yoldan ayrılmak.
"Yolunu sapıtmış şu adamı Allah` tan başka kim doğru yola getirebilir?"