Bir düziye
Sürekli olarak, durmadan, ardı arkası kesilmeksizin.
Durmadan gezip dolaşan.
Sürekli olarak, durmadan, ardı arkası kesilmeksizin.
Durmadan bir şeyler yemek.
İşsiz güçsüz, aylak, boş gezip dolaşan kimse.
"Adam boş gezenin boş kalfası, bir de işsizlikten yakınıyor."
Durmadan konuşmak.
Durmadan konuşup söyleyerek.
Bir yerde, bir işte bir sebepten ötürü başarı sağlayamayıp uzun süre kalmamak.
"Bir şeyde dikiş tutturamadı, şimdi boşta gezip duruyor."
Pek çok kişi tarafından kullanılmak, bir çok sahip eline geçmek.
"Elden ele dolaşan atı nihayet geri almayı başardı."
Hiçbir şeye aldırmadan gönlünce gezip eğlenmek, şurada burada oynayıp zıplamak.
Geceleri gezip dolaşan, bunu huy edinen kimse.
"Bizim oğlan iyice gece kuşu oldu."
Kısaca, dikkatli değil de şöyle bir bakıvermek; üzerinde fazla durmadan elden geçirmek.
"Kütüphaneye şöyle bir göz atıp gitti."
Devamlı olarak, hiç durmadan.
Karşısındakinin çabasını, gayretini artırmak için kullanılır.
"Ha babam ha, az kaldı, bitireceğiz işi."
Durmadan, arka arkaya, sürekli olarak, ara vermeden.
"Tarlada bir adam ha bire çalışıyordu."