Ağzından girip burnundan çıkmak
Çeşitli yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek; veya kandırmak.
"Ağzından girip burnundan çıktı ve ondan para koparmayı başardı."
Ne yapıp yaparak bir...
Hiçbir şeye aldırmadan gönlünce gezip eğlenmek, şurada burada oynayıp zıplamak.
Çeşitli yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek; veya kandırmak.
"Ağzından girip burnundan çıktı ve ondan para koparmayı başardı."
Ne yapıp yaparak bir...
Her şeye kusur bulup hiçbir şeyi beğenmemek.
Çok yiğit, hiçbir şeyden korkmayan.
Yılmaz, hiçbir şeyden korkmayan, yiğit, kahraman,"Aslan yürekli Mehmetçik düşmanı çil yavrusu gibi dağıttı."
Hiçbir şeyde...
Herhangi bir şeye sahip olmayı, ya da herhangi bir şeye erişmeyi çok istemek.
"Top oynamaya can atıyordu."
Hiçbir şey esirgememek.
Bir şey uğrunda en değerli varlığını feda etmeye, hatta ölmeye hazır olmak.
Bir şeye aşırı ölçüde düşkün olmak.
"Vatan uğruna kim can...
Çok densizdir, her şeye itiraz eder; hiçbir durumu beğenmez.
Heyecana, öfkeye ya da önem verdiği bir işe kapılıp başka hiçbir şeyle uğraşamaz duruma gelmek.
"Kendinden öylesine geçmişti ki gözü hiçbir şeyi görmez...
İstemediği hâlde uyuya kalmak.
İşe yaramaz duruma gelmek.
Yaşlılıktan, zayıflıktan gücü azalmış olmak; hiçbir şeye ilgi duymamak.
"O artık içi geçmiş bir...
Sessiz, hiçbir şeye karışmayan, karışmak istemeyen, sakin (kimse).
"Yazık olmuş, kendi hâlinde biriydi, kimsenin etlisine sütlüsüne karışmazdı."
Alabildiğince, hiçbir şeye bağımlı olmadan.
Yelkenler, arkadan esen rüzgârla şişmiş olarak, tam yolla.
"Pupa yelken açıldık denize."
Hiçbir şeye aldırış etmeden rahatını sağlamaya çalışmak.
"Boş ver, rahatına bak, sen mi düzelteceksin diyenlerden nefret ederim."
Hiçbir tepki görülmemek.
Haber çıkmamak.
"Ses seda çıkmadı hiçbir komşudan."