Adam etmek
Yetiştirip, eğitip topluma yararlı bir duruma getirmek.
Çeşitli işler yaparak kazanıp getirmek.
Yetiştirip, eğitip topluma yararlı bir duruma getirmek.
Bir şeyi yapmayı huy ve alışkanlık durumuna getirmek.
Çeşitli yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek; veya kandırmak.
"Ağzından girip burnundan çıktı ve ondan para koparmayı başardı."
Ne yapıp yaparak bir...
Tanrı’ya kulluk ederek, hayır işleri yaparak sevap kazanmak.
Çok şaşırtmak, düşünemeyecek duruma getirmek.
"Gördüğü ev aklını başından aldı."
Akılsızca, şaşkınca, delice işler yapmak.
"Misafirliğe böyle gidilir mi? Sen aklını peynir ekmekle mi yedin?"
Kötü işler yaparak itibardan düşmek, eski iyi adını, uygunsuz davranışlarıyla kötüye çevirmek.
Alt yüzünü üste çevirmek, altını üstüne getirmek.
Karmakarışık duruma getirmek.
Öteki işler arasında bir işi de yapıvermek.
Yapılmakta olan işler arasından işi de yapıvermek.
Kişiyi kendi görüş ve düşüncelerinden ayırıp başka bir görüş ve düşünceyi benimser duruma getirmek.
Bir insanı, kendine özgü düşünce ve dünya görüşüne...
Her işe uyar, her işe yarar, ince işler için de kaba işler için de kullanılabilir.
Düzenlemek, tertiplemek, iyi işler bir duruma getirmek.
"Hele şu işleri bir hâle yola koyalım, o zaman tatilini de düşünürüz."