Ağzına (önüne) bir kemik atmak
Aşağılık birini, küçük bir çıkar göstererek, susturmak.
Çıkar sağlamak.
Aşağılık birini, küçük bir çıkar göstererek, susturmak.
Birine yaptığı küçük bir iyilik karşılığı olarak ondan büyük çıkar sağlamayı düşünmek.
Kendisine çıkar sağlayarak bir kimseyi susturmak.
Daha çok giyim için
"altı, üstüne; bir parçası öbür parçasına uymaz.
" anlamında kullanılır.
"Çabuk çıkar şu üzerindeki altı kaval üstü şeşhane elbiseyi, yoksa...
Birisine çıkar sağlama sözü vermek (ya da bu yolu göstermek).
Bir yeri sürekli çıkar kaynağı olarak sömürmek.
Bir yeri sürekli çıkar kaynağı olarak kullanmak, sömürmek.
"Batılılar ülkemizi arpalık yaptılar âdeta."
Herhangi bir işten, yolsuz olarak çıkar sağlamak.
Kolayca çıkar sağlamak.
Başkalarının emeğiyle sürdürülen bir işten çıkar sağlamak.
Çıkar sağlamak, kötülük yapmak için fırsat kollayan kimse.
"Fırsat düşkünü insanlardan nefret ederim."
Tuzağa düşürüp çıkar sağlamak.
Sık sık iş değiştirmek.
Çıkar sağlamak için değişik kılıklara girmek.