Abdal dili dökmek
Bir kimseden, yardakçı diliyle bir şey istemek, yada da bu dille birisine yaranmaya çalışmak.
Birisine çıkar sağlama sözü vermek (ya da bu yolu göstermek).
Bir kimseden, yardakçı diliyle bir şey istemek, yada da bu dille birisine yaranmaya çalışmak.
"Ne kadar çaba gösterse, ne yapsa da" anlamında kullanılır.
"Ağzıyla kuş da tutsa, artık bu eve adım atamaz."
Belli değil, Cenab-ı Hak`tan başka kimse bilmez.
"Allah bilir bu sırrın iç yüzünü."
Bana öyle geliyor ki.
"Allah bilir esrar da alıyordur bu çocuk."
Bir yere uğramak, o yer yolu üzerinde bulunmak, yolu düşmek.
"Bu rezillikten sonra onun ayağının buralara düşeceğini sanmam artık."
Size güzel bir şey sunamıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Bu işi yarım yamalak yapıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Bir şeyi sert, öfkeli ve kızgın bir davranış içinde vermek.
"Al da başına çal bu sapı kırık küreği."
Bir sözü ya da davranışı iyi karşılanmadığı için utanmak, utanacak duruma düşmek.
"Onun düşüncesinin hiç de doğru olmadığını söylediğim zaman amma da bozum...
Karşısındakine göz kapağını açıp kapatarak işaret vermek, bu şekilde meramını anlatmaya çalışmak; bir şeyi onayladığını ya da doğru olmadığını gözünü açıp...
Herhangi bir davranışının ya da sözünün sebebini açıklama.
Bir işin sorumluluğunu üstlenmek.
"Rahat olun, bu konuda hesap vermek bana düşer."
Bıktırmak, usanç vermek, tatsız olmaya başlamak.
"Senin bu konuşmaların da artık kabak tadı vermeye başladı."
Konuşmasının sakıncalı bir biçim aldığını fark edince söze başka bir yön vermek, başka konuya geçmek.
"Beni görünce birden nasıl da sözü çevirdi."
Kendisinin veya bir başkasının malını bir çıkar uğruna birisine uygunsuz olarak vermek.
"Yurdu düşmanlara peşkeş çekiyorlar."