Acem kılıcı gibi iki tarafı (taraflı) kesmek
Hem birinden yana hem de ona karşı olabilmek; aralarında sorun bulunan iki yanı da idare etmek; iki yanlı davranmak.
Ölüme götürme olasılığı bulunan, tehlikeli, hastalık.
Hem birinden yana hem de ona karşı olabilmek; aralarında sorun bulunan iki yanı da idare etmek; iki yanlı davranmak.
Mahşer günü.
Sıkıntılı kalabalık; telâşlı, tehlikeli, kimsenin kimseyi tanımadığı kalabalık.
"Yangın yeri ana baba gününe dönmüştü."
Tehlikeli kişiyi incitip kışkırtmak onun kendisine saldırmasına yol açmak.
Tehlikeli işlere girişmek.
Bir iş ya da olay önüne geçilemez, tehlikeli bir durum almak.
"Ateş bacayı sarmadan çabuk gidelim buradan!"
Birini çok tehlikeli bir işe bile bile sokmak.
"Hiç aldırmadan, biricik kızını o adamla evlendirip ateşe atamazsın değil mi?"
Çok tehlikeli, zarar verecek bir işin üstüne üstüne gitmek ya da böyle bir işe girişmek.
"Bırak o silâhı elinden! Ateşle oynadığının farkında mısın sen?"
Çok tehlikeli işler yapmak.
Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.
Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...
Başka bir şeyle ilgilenemeyecek kadar sıkıntılı, üzücü ve tehlikeli bir duruma çare bulmaya çalışmak.
"Adamın bize aldıracağı yok, baksana başının derdine...
Kavga çıkararak, önüne gelene çatarak ya da başka sebeplerle kendisi için tehlikeli bir durum oluşmasına yol açmak.
"Bırak sövmeyi, belâ mı arıyorsun başına?"
Daha önce bulunan şey bulunmaz olmak.
Hayvanlar ya da insanlar arasında öldürücü bir hastalık yayılmak.
"Kıran girdi, bütün koyunlar telef oldu."