Adamına göre
Kişiler arasında ayrım gözeterek.
Kişiler arasındaki dostlukları bozmak.
Kişiler arasında ayrım gözeterek.
Kurulu düzeni bozmak, karmakarışık bir duruma getirmek.
"Çocuklar evi allak bullak edip gitmişler."
İki kişi arasındaki iyi ilişkiyi, dostluğu, arkadaşlığı yıkmak.
"Kim ki ara bozar, o toplumun yüz karasıdır."
İyi ilişkileri, dostlukları, arkadaşlık bağları kopmak; birbirlerine dargın hâle gelmek.
"Şu iki çiftin araları nasıl açıldı hâlâ anlayamadım."
Ara bozmak.
Dostlukları bozulmak.
İki kişinin arasındaki bir işe karışmak.
Araları bozuk olan iki kişiyi uzlaştırmaya çalışmak.
Yapılmakta olan bir işin yapılmasını geciktirmek.
"Araya başka...
Anlaşmazlığa neden olmak, dostluğu bozmak, insanları birbirine düşürmek.
Bir kimsenin, yolunda olan işini zorbalıkla bozmak.
İyi olan, yolunda giden bir durumu yanlış davranışlarla bozmak, olumsuz bir gidişe sokmak.
"Eline çekici alır almaz çiviye vurdu, çivi tahtayı yarıp geçti, bir...
Buzların erimeye ve kırılmaya, su hâline gelmeye başlaması.
Kişiler arasındaki dargınlığın, soğukluğun, kırgınlığın ve gerginliğin ortadan kalkmaya...
Bir kimse, bir şey, bir olay, kendisine sıkıntı, üzüntü vermek, neşesini kaçırmak, keyfini bozmak.