Açık sözlü
Gerçeği söylemekten çekinmeyen, her şeyi açık açık söyleyen.
Gördüğü her şeyi kendisine gerekli olmasa bile edinmek ister.
Gerçeği söylemekten çekinmeyen, her şeyi açık açık söyleyen.
Doyurucu olmasa bile yiyecek nesne.
Söylemek istemediği bir şeyi, boş bulunup söyleyivermek.
"Dikkatli ol, lafı ağzından kaçırıp da gideceğimiz yeri söyleme."
Söylemek istemediği şeyi farkında...
Sakıncalarını düşünmeden her şeyi söyler.
Ödevini yapamadığından kendisine karşı sorumlu olan kimseden öbür dünyada hesap sormak.
Haksızlığa uğrayışını bu dünyada önleyip hakkını alamayanın, öte...
En doğruyu düşünür, her şeyi çok iyi bilir (geçinen).
Önde görünmek, her şeyde söz sahibi olmak, her şeyi kendi düşüncesine uydurmak, hep dediğini yaptırmak çabası ve tutkusu.
"Benlik dâvası güden insanlar bir...
Bile bile aldınmış görünme, öyle gerektiği için kötü bir durumu kabullenme.
"Ağaçları kesmesine bile bile lâdes dedim."
Bir kimsenin dedikodusunu yapmak, kötü tarafını her yerde söylemek.
Bir şeyi her fırsatta söyler olmak.
Hemen her işte parmağı vardır.
Her işten anlar, her işe karışır ya da her işten anladığı izlenimi verir.
Derdini, sıkıntısını kimseye söylememek.
Kendisine yapılan kötülüğe karşı sesini çıkarmamakla beraber, bunu unutmamak.
"O her şeyi içine atar, bir gün kanser...
Hemen her şeyden, olmayacak şeyden bile çıkar sağlamaya çalışmak; yarar ummak.
"Öyle açıkgözdü ki sinekten bile yağ çıkarırdı."