Açık açık
Hiçbir şeyi saklamadan, açıkça.
Her şeye kusur bulup hiçbir şeyi beğenmemek.
Hiçbir şeyi saklamadan, açıkça.
Gerçeği söylemekten çekinmeyen, her şeyi açık açık söyleyen.
Hiçbir şeyi beğenmemek, her şeyin bir kusurunu bulmak.
Çok yiğit, hiçbir şeyden korkmayan.
Yılmaz, hiçbir şeyden korkmayan, yiğit, kahraman,"Aslan yürekli Mehmetçik düşmanı çil yavrusu gibi dağıttı."
Hiçbir şeyde...
Anlasa da anlamasa da karşısındakinin her sözünü uygun bulur görünmek.
"Her şeye baş sallayan insanlardan hiç hoşlanmam."
Önde görünmek, her şeyde söz sahibi olmak, her şeyi kendi düşüncesine uydurmak, hep dediğini yaptırmak çabası ve tutkusu.
"Benlik dâvası güden insanlar bir...
Çok densizdir, her şeye itiraz eder; hiçbir durumu beğenmez.
Bir kimsenin dedikodusunu yapmak, kötü tarafını her yerde söylemek.
Bir şeyi her fırsatta söyler olmak.
Heyecana, öfkeye ya da önem verdiği bir işe kapılıp başka hiçbir şeyle uğraşamaz duruma gelmek.
"Kendinden öylesine geçmişti ki gözü hiçbir şeyi görmez...
Hemen her işte parmağı vardır.
Her işten anlar, her işe karışır ya da her işten anladığı izlenimi verir.
Her şeye, üstüne lâzım olsun olmasın her işe karışmak.
"Üvey annemin vara yoğa karışmasından bıkmış usanmıştım iyice."
Hemen her şeye bir kusur bulmak, bahane bulmakta usta olup hiçbir şeyi beğenmemek.