Açığa vurmak
Saklı, gizli tuttuğu bir konuyu herkese duyurmak.
Konuyu yakaladı, arkasını bırakmadı. Uzattıkça uzattı; üzerinde durdukça durdu.
Saklı, gizli tuttuğu bir konuyu herkese duyurmak.
Üzerinde çalıştığı işi başarmak.
Titizlikle üzerinde durmak, çok korku geçirmek, çok korkmak.
"Elbisem yırtılacak diye aklı çıkıyor."
Bir konuyu hiç, ama hiç düşünmemiş olmak.
Yürek çarpıntısı geçirmek.
Bir konuyu içinden kendi kendine tartışmak, evirip çevirip düşünmek.
Hile, kötü bilmeyen; hak yol üzerinde olan, Allah`a ibadette kus dini bütün kimse.
"Allah adamı olmalısın dünya da, hem de ahrette iyilik görebilesin."
Bir iş yapmayacağın konu üzerinde ne diye duruyorsun?
Bir şey üzerinde çalışmaya başlamış olmak.
İncelemek, araştırmak veya tenkit etmek.
"Konuyu yeni baştan bir daha ele alalım."
Bir durumu umursamamak, aldırış etmemek, gülünç bulup üzerinde durmamak.
"Gülüp geçilecek bir iş sanmayın sakın, ciddi durun üzerinde."
Bir konu üzerinde pek çok düşünmek, zihin yormak.
"Bu makine üzerinde az kafa yormamışsın, öyle karışık ki."
Konuşurken asıl üzerinde durmak istediği meseleye üstü kapalı değinmek, bu konunun üzerinde konuşulmasını sağlamak.
"Söylesene açıkça, sözü nereye getirmek...
Yolu üzerinde bulunan o yerden geçmesi gerekmek; o yer, yolu üzerinde bulunmak.
"Sizin köye de yolum düştü, babanı gördüm, sana selâm söyledi."