Aklını almak
Çekiciliği, güzelliği ile büyülemek, etkisi altına almak.
"Kızın bir bakışı, aklını başından almaya yetti."
Aklını oynatmak.
Çekiciliği, güzelliği ile büyülemek, etkisi altına almak.
"Kızın bir bakışı, aklını başından almaya yetti."
Mantıksız, ölçüsüz davranışlarda bulunmaktan kendini kurtararak akıllıca bir yola girmek.
"Aklını başına al, yoksa bu içki seni götürecek."
Çok şaşırtmak, düşünemeyecek duruma getirmek.
"Gördüğü ev aklını başından aldı."
Sapıtmak, delirmek.
Yalnızca ilgilendiği, üzerine düştüğü şeyle uğraşıp durmak, başka hiçbir mesele düşünmemek.
"Bizim çocuk sinema ile aklını bozdu."
Kararından, niyetinden vazgeçirip başka bir yola sokmak.
Baştan çıkarmak, ayartmak.
"Aklını çelip onu evlenmeye razı et."
Akılsızca, şaşkınca, delice işler yapmak.
"Misafirliğe böyle gidilir mi? Sen aklını peynir ekmekle mi yedin?"
Bulunduğu dereceden, mevkiden, önemli görevden daha aşağı bir yere inmek veya alınmak.
"Aklını başına toplamazsan adamı işte böyle attan indirip eşeğe...
Adamakıllı, çok ve iyi dövmek.
"Eğer aklını başına toplamazsan seni eşek sudan gelinceye kadar döveceğim, anladın mı?"
Düşünme yeteneğini kaybetmek, aklını oynatmak, delirmek, bunalım içinde olmak,"Doktor, keçileri kaçırmış diyorlar!"
Kimsenin aklını beğenmeyen, düşünceleri kimseninkine benzemeyen, acayip fikirleri olan.
"Hangi sivri akıllıya uydunuz da böyle yaptınız!"
Çok sinirlenip öfkelenmek, taşkınca hareketlerde bulunmak.
Delirmek, aklını oynatmak.
"Biraz daha konuşup da beni zıvanadan çıkarmayın!"
Çıldırmak, aklını yitirip delirmek.
"Sen zihnini mi oynattın?"