Ağzından girip burnundan çıkmak
Çeşitli yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek; veya kandırmak.
"Ağzından girip burnundan çıktı ve ondan para koparmayı başardı."
Ne yapıp yaparak bir...
Hiçbir şeye aldırış etmeden rahatını sağlamaya çalışmak.
"Boş ver, rahatına bak, sen mi düzelteceksin diyenlerden nefret ederim."
Çeşitli yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek; veya kandırmak.
"Ağzından girip burnundan çıktı ve ondan para koparmayı başardı."
Ne yapıp yaparak bir...
Elindeki fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere bir şeyler elde etmeyi ummak.
Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek.
"Evi o zaman...
Akılsızca, şaşkınca, delice işler yapmak.
"Misafirliğe böyle gidilir mi? Sen aklını peynir ekmekle mi yedin?"
Özellikle bir eğitim kurumundan, bir iş yerinden hiçbir varlık gösteremeden, bir şey öğrenemeden ayrılmak.
"Övünüp durma, bilgine bakılırsa sen o okulun arka...
Her şeye kusur bulup hiçbir şeyi beğenmemek.
Çok yiğit, hiçbir şeyden korkmayan.
Yılmaz, hiçbir şeyden korkmayan, yiğit, kahraman,"Aslan yürekli Mehmetçik düşmanı çil yavrusu gibi dağıttı."
Hiçbir şeyde...
Hiçbir işe yaramaksızın boşu boşuna çalışmak.
Aldırış etmemek, ona hiçbir şey etkili olmamak.
"Sırtına o kadar yük vurdular, adam yine de bana mısın demedi."
Gücünün üstünlüğünü kanıtlamak, bir şeye gücü yetmek.
"Onunla başa çıkabilirim, merak etme sen."
Hiçbir etkiye aldırış etmeyerek doğru saydığı davranışını sürdürmek.
İşsiz güçsüz, aylak, boş gezip dolaşan kimse.
"Adam boş gezenin boş kalfası, bir de işsizlikten yakınıyor."
Önem vermemek, aldırmamak, ilgisiz davranmak.
"Boş ver, bu hayat böyle gelmiş, böyle gider."