Ahret kardeşi
İnanç ve ibadette birbirlerinden ayrılmayan ve bu kardeşliği ahirette de sürdüreceklerini düşünen kadınlar.
Dünya ve ahiret işlerinde birbirlerinden ayrılmayan...
Ne yapacağını bilemez duruma düşmek.
Doğru tutum ve davranıştan ayrılmak.
"İyice pusulayı şaşırmadan uyarmalıyız onu."
İnanç ve ibadette birbirlerinden ayrılmayan ve bu kardeşliği ahirette de sürdüreceklerini düşünen kadınlar.
Dünya ve ahiret işlerinde birbirlerinden ayrılmayan...
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Tereddüde düşmek, ne yapacağını kestirememek.
Evde ne yemek varsa
Elimize (elinize) ne geçerse, ne kazanabilirsek.
Kişiyi kendi görüş ve düşüncelerinden ayırıp başka bir görüş ve düşünceyi benimser duruma getirmek.
Bir insanı, kendine özgü düşünce ve dünya görüşüne...
Korku, heyecan ve üzüntüden ne yapacağını bilemez duruma gelmek, donup kalmak.
Çok üşümek.
"Haydi elimiz ayağımız buz kesmeden girelim içeri."
Ne zararı var.
Bir sonuç vermez.
Ne fayda, ne zarar umulur.
"Biraz sert konuşmuşsam, ne çıkar bundan?"
Ne zengin ne yoksul, ne iyi ne kötü, ne çirkin ne güzel.
"Onlar orta hâlli bir ailedirler."
Çok şaşırıp ne yapacağını, ne söyleyeceğini bilemez olmak; sesini çıkaramamak, hareket edememek.
"Çocuk sanki taş kesilmişti."
Ansızın ortaya çıkan kötü bir durum karşısında sarsılmak, ne yapacağını bilemez olmak, bitkin ve şaşkın bir duruma düşmek.
"İflas haberini duyunca yıldırımla...
Bir taşıt bir sebeple yolundan ayrılmak, gitmez olmak.
Kötü yola sapmak, doğru yoldan ayrılmak, azgınlığa düşmek.
"Komşunun çocuğu iyice yoldan çıkmış, ne...
Kötü yola düşmek, doğru yoldan ayrılmak.
"Yolunu sapıtmış şu adamı Allah` tan başka kim doğru yola getirebilir?"