Adam olmak
Bir kişi yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Düz çizgi durumunda dizilmek.
Aykırı, yanlış davranışlardan vazgeçmek; doğru yola gelmek, düzelmek.
Bir kişi yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı bir kişi olması için uzun zaman gerek.
Ayartmak, doğru yoldan saptırmak, kötü yola sürüklemek.
(Dik şeylerin) dışarıya doğru, (yatay şeylerin de) aşağıya doğru kamburlaşmak.
"Yeni ördüğümüz duvar bel verdi."
Duvar gibi dikey şeylerin ortası...
Burnuna koklanamayacak kadar pis bir koku gelmek, böyle bir kokudan burnu görev yapamaz olmak.
Burnuna koklanamayacak kadar pis bir koku gelmek, böyle bir...
Yoldan sapmak, doğru ve uygun gidişten ayrılmak, artık düzelemez hâle gelmek.
"İşler çığırından çıkmadan önlem almalıyız."
Önceden söylediği sözü başka biçimlere sokarak inkâr etmek.
İnsan konuşurken bazı hatalar yapabilir, doğru ve yanlış her şeyi söyleyebilir.
Ölmek, sonu gelmek, yok oluş vakti gelmek.
"Herkesin eceli gelecek ve bu dünyadan göçecek."
Gelenleri karşılamak üzere yola ya da kapı önüne çıkmak.
İleri sürülen fikrin, tutulan yolun yanlış olduğunu söylemek.
"Her fikrime karşı çıkmak zorunda mısın?"
Sarhoşluktan, bayıldıktan sonra ayılmak.
Aklı başına gelmek.
Bozuk olan durumu düzelmek.
"Oh, nihayet kendine geldi bizim adam!"
En uygun zamanında olmak, gerekli ve istenilen şartlar yerine gelmek, istenilen duruma gelmek.
Kötü yola düşmek, doğru yoldan ayrılmak.
"Yolunu sapıtmış şu adamı Allah` tan başka kim doğru yola getirebilir?"