Aşağı tükürsem sakal (-m), yukarı tükürsem bıyık (-m), (Yukarı tükürsem bıyık,...
Yakınım olan iki taraf, ya da benimle ilgili iki durum var. Birine ayrıcalık tanısam ötekini küçümsemiş oluyorum. Sakıncaları eşit olan iki karşıt davranıştan...
Dinin emirleri dışına çıkmak, haram olan işlere bulaşmak, doğru yoldan ayrılmak.
"Şeytana uyup da tekrar kumara başlayacak diye korkuyorum."
Yakınım olan iki taraf, ya da benimle ilgili iki durum var. Birine ayrıcalık tanısam ötekini küçümsemiş oluyorum. Sakıncaları eşit olan iki karşıt davranıştan...
Yetenekli, değerli kimselerim hakkı olan şeyleri, buna yaraşık olmayan da istiyor" anlamın da istiyor" anlamında söylenir.
Evli ya da nişanlı olmak.
Serbest, özgür olmayan, bir yere bağımlı olan.
"Nihayet oğlanın da başını bağladık."
Gücünün üstünde olan işleri yapmaya kalkışmak.
"Çekil lütfen, başından büyük işlere kalkışıp da kendini rezil etme bari."
Bir sözü ya da davranışı iyi karşılanmadığı için utanmak, utanacak duruma düşmek.
"Onun düşüncesinin hiç de doğru olmadığını söylediğim zaman amma da bozum...
Yoldan sapmak, doğru ve uygun gidişten ayrılmak, artık düzelemez hâle gelmek.
"İşler çığırından çıkmadan önlem almalıyız."
Gelenleri karşılamak üzere yola ya da kapı önüne çıkmak.
İleri sürülen fikrin, tutulan yolun yanlış olduğunu söylemek.
"Her fikrime karşı çıkmak zorunda mısın?"
Eskiden kötü durumları görülmüş olan, kötü işlere girmiş bulunan.
"Künyesi bozuk diye, bu adama hiç kimse iş vermeyecek mi?"
Düşünceleri, söyledikleri ve yaptıkları bir olan, ne düşünüyorsa onu söyleyen, içi dışı bir olan kimse.
"Özü sözü bir olan insanlara rastlamak gittikçe...
Takip edilen yoldan ayrılmak.
Tutumunu, tavrını değiştirmek, izlediği yoldan kopmak.
"Hava muhalefeti sebebiyle uçak rota değiştirmek zorunda kaldı."
Bir taşıt bir sebeple yolundan ayrılmak, gitmez olmak.
Kötü yola sapmak, doğru yoldan ayrılmak, azgınlığa düşmek.
"Komşunun çocuğu iyice yoldan çıkmış, ne...
Kötü yola düşmek, doğru yoldan ayrılmak.
"Yolunu sapıtmış şu adamı Allah` tan başka kim doğru yola getirebilir?"