Ahret adamı
Dünya işlerinden el çekip hep ibadetle vakit geçiren kişi.
Bağlayarak arkasından çekip götürmek.
Dünya işlerinden el çekip hep ibadetle vakit geçiren kişi.
Arkasından, onu izleyerek.
Bir kimsenin bulunmadığı yerde onun hakkında ileri geri konuşmak, dedikodusunu yapmak, çekiştirmek.
"Adamın arkasından söylemeye utanmıyor musun?"
Birini gözden ayırmayarak arkasından gitmek.
Bir işi sona erdirmek için çok sıkı çalışmak.
"Arkasına düşmezsen nasıl elde edeceksin o evi?"
Güvenmek, birisinin kendisine yardım edeceğine inanmak, inanıp arkasından gitmek.
"İnsanoğluna bel bağlanılmaz."
Hoş bir durum, elde ettiği güzel bir şey, sonra gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.
"Yediğimiz yemeği burnumuzdan getirmek mi istiyorsun? Sus...
Nefesini kullanarak sümüğünü burnunun yukarısına, geri çekmek.
Yoksun kalmak, umduğunu bulamamak, istediğini elde edememek, gayesine ulaşamamak.
"Müdürün...
Yakasına yapışıp götürmek.
Yönetmek, düzene sokmak, hâle yola koymak, çalışmasını sağlamak.
"Tek başıma bu işi çekip çeviremem ki!"
Savuşmak, bırakıp gitmek, kimseye danışmadan ayrılmak.
"Aradığını bulamayınca çekip gitti."
Hiç uyanmadan, çok rahat, uzun süre uyunulan uyku.
"Bu gece deliksiz bir uyku çekip yorgunluğumu atmak istiyorum."
Yönetmek, çekip çevirmek.
Tutumlu olmak, kullanmak.
Elvermek, yetmek, yetişmek, korumak, kurtarmak.
Hoş görmek, göz yummak.
Örtbas etmek.
"Bu ayakkabıyı bu...