Deyimler
İletişim

"Çekip çevirmek" deyiminin anlamı nedir?

Yönetmek, düzene sokmak, hâle yola koymak, çalışmasını sağlamak.

"Tek başıma bu işi çekip çeviremem ki!"

Çekip çevirmek deyimine benzer deyimler

Al giymedim ki alınayım

Bu işle bir ilgim yok ki onun için söylenenlerden kuşkulanayım.

"Çiğ yemedim ki karnım ağrısın."

Al giymedim ki alınayım

Allah bilir

Belli değil, Cenab-ı Hak`tan başka kimse bilmez.

"Allah bilir bu sırrın iç yüzünü."

Bana öyle geliyor ki.

"Allah bilir esrar da alıyordur bu çocuk."

Allah bilir

Arkasını sıvamak

İltifat etmek, okşamak, övmek, birisini bu yolları kullanarak bir işe sevk etmek.

"Arkasını sıvayarak yaptırıyorum her işi bu çocuğa."

Arkasını sıvamak

Ayranım budur, yarısı sudur

Size güzel bir şey sunamıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.

Bu işi yarım yamalak yapıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.

Ayranım budur, yarısı sudur

Başına dolamak

İçinden çıkılması zor bir işi birine musallat etmek.

"Bu işi benim başıma dolayanlar, dilerim hiçbir zaman onmazlar!"

Başına dolamak

Başından atmak

Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.

Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...

Başından atmak

Bereket versin

"Allah size bol kazanç versin" anlamında iyi dilek sözü.

Çok şükür ki iyi ki (hoşnutluk anlatır).

"Bereket versin ki ona bir şey olmamış."

Bereket versin

Çiğ yemedim ki karnım ağrısın

"Herhangi bir suç işlemedim ki korku duyayım, işi eksik yapmadım ki olumsuz sonuçtan kaygılanayım" anlamında kullanılır.

Çiğ yemedim ki karnım ağrısın

Çocuk oyuncağı hâline getirmek

Bir işi sık sık değiştirip verilmesi gereken önemde ele almamak, küçümsenir duruma getirip değerinden düşürmek.

"Ne biçim adamlarsınız siz, bu güzel işi çocuk...

Çocuk oyuncağı hâline getirmek

El basmak

Yemin etmek, kutsal bir şey üzerine el koyarak ant içmek.

"Kur`ân`a el basarım ki bu işi ben yapmadım."

El basmak

İdare etmek

Yönetmek, çekip çevirmek.

Tutumlu olmak, kullanmak.

Elvermek, yetmek, yetişmek, korumak, kurtarmak.

Hoş görmek, göz yummak.

Örtbas etmek.

"Bu ayakkabıyı bu...

İdare etmek