Alnının damarı çatlamak
Başarmak için çok sıkıntı çekmek, çok çaba sarf edip emek vermek.
"O yolu açıncaya kadar benim alnımın damarı çatladı, sen ne halt etmeye bozuyorsun?"
Çıplak ayakla, yayan.
"Onca yolu yayan yapıldak yürüyecek."
Başarmak için çok sıkıntı çekmek, çok çaba sarf edip emek vermek.
"O yolu açıncaya kadar benim alnımın damarı çatladı, sen ne halt etmeye bozuyorsun?"
Birisine çıkar sağlama sözü vermek (ya da bu yolu göstermek).
Bir kimsenin koruyuculuğundan güç almak.
Bir kimsenin himayesinden güç almak.
"Arkasını kaymakama vermiş pervasızca konuşuyor, yolu burdan geçireceğim diyor."
Bir yere uğramak, o yer yolu üzerinde bulunmak, yolu düşmek.
"Bu rezillikten sonra onun ayağının buralara düşeceğini sanmam artık."
"Ha öyle ha böyle, ikisi de bir; hangi yolu seçersek seçelim aynı sonuca varır" anlamında kullanılır.
Hangi yol yeğlenirse yeğlensin, aynı sonuca varıyor. Ha...
Uzun uzun düşünmeye, bir çözüm yolu aramaya başladı.
İçinden çıkılamayan güç bir durum karşısında söylenir.
"Her yolu denedim, çözüm yolu bulamadım" anlamına gelir.
Olduğundan fazla büyük ya da güç görünmek.
"Onca yolu nasıl yürüyeceğim, gittikçe gözümde büyüyor."
"Binecek bir şey yok, yayan gitmekten başka çare de kalmadı" anlamında kullanılır.
"Haydi kalkın bakalım, tabana kuvvet!"
Uzak bir yere yayan olarak gitmek için hazırlanmak.
Hızlıca koşarak kaçmak.
Yayan olarak çok uzun yol yürümek, çok sık gidip gelmek.
"Kasaba ile köy arasında o iş için az taban tepmedim."
Yolu üzerinde bulunan o yerden geçmesi gerekmek; o yer, yolu üzerinde bulunmak.
"Sizin köye de yolum düştü, babanı gördüm, sana selâm söyledi."