Arada bir
Seyrek olarak,
"Ara sıra".
Seyrek olarak, ara sıra, zaman zaman.
Aradan (şu kadar) zaman geçmek.
"Üstünden şu kadar zaman geçmesine rağmen hâlâ borcunu ödemedi."
Seyrek olarak,
"Ara sıra".
Seyrek olarak, ara sıra, zaman zaman.
Aradan zaman geçerek işin önemi azalmak.
Seyrek olarak, zaman zaman, arada bir, ara sıra.
Kimi zaman umut keserek, kimi zaman umut besleyerek, güç koşullar içinde.
O kadar kolay ve çabuk yapılacak bir iş değil. Emek ve zaman ister.
Kimi zaman sevgi ve hayranlık, kimi zaman da kızgınlık ve öfke gibi duyguları anlatmak için kullanılır.
"Canına yandığımın adamı, bizi saatlerce bekletti bu...
Çok taze (sebze ve meyve için).
Çok yeni, üzerinden zaman geçmemiş.
"Şu elmalara bak, daha dumanı üstünde bunların."
İşi kimi zaman iyi, kimi zaman kötü olarak güçlükle, uğraşa uğraşa (yapmak).
Biriyle yakın ilişki kurarak.
"Sokak serserileriyle düşe kalka iyice bozuldu,...
İş görecek kimsenin uysal davranacağı, aksilik çıkarmayacağı zaman.
Bir işin olumlu yola girmesi için en uygun zaman.
"İzin alabilmek için müdür beyin eşref...
Aradan epeyce bir zaman geçtikten sonra.
"Gel zaman git zaman bu ikisi beraberce yaptılar bu evi."
Düzenlemek, tertiplemek, iyi işler bir duruma getirmek.
"Hele şu işleri bir hâle yola koyalım, o zaman tatilini de düşünürüz."
Belli olmayan zamanlarda, ara sıra.
"Zaman zaman o da aramıza katılırdı."