Arada bir
Seyrek olarak,
"Ara sıra".
Seyrek olarak, ara sıra, zaman zaman.
Seyrek olarak, zaman zaman, arada bir, ara sıra.
Seyrek olarak,
"Ara sıra".
Seyrek olarak, ara sıra, zaman zaman.
Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.
Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...
Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.
Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.
Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.
Bir iş için birini...
İyi olan, yolunda giden bir durumu yanlış davranışlarla bozmak, olumsuz bir gidişe sokmak.
"Eline çekici alır almaz çiviye vurdu, çivi tahtayı yarıp geçti, bir...
Bir kimseye yaptığı iyiliği, yararı, başka bir yola baş vurarak sağladığı çıkarla ödetmek.
"Bir eliyle verip öbür eliyle aldığını çok zaman sonra anladım."
İşi kimi zaman iyi, kimi zaman kötü olarak güçlükle, uğraşa uğraşa (yapmak).
Biriyle yakın ilişki kurarak.
"Sokak serserileriyle düşe kalka iyice bozuldu,...
İş görecek kimsenin uysal davranacağı, aksilik çıkarmayacağı zaman.
Bir işin olumlu yola girmesi için en uygun zaman.
"İzin alabilmek için müdür beyin eşref...
Aradan epeyce bir zaman geçtikten sonra.
"Gel zaman git zaman bu ikisi beraberce yaptılar bu evi."
Hayran bırakmak.
Güçlü, parlak bir ışığın kısa bir zaman için görüşü bulandırması, bakılan yeri görmez etmesi.
"Kapıdan çıkar çıkmaz göz kamaştıran bir ışığın...
Sıkıntılı bir yerden kurtulup rahat edeceği bir yere kavuşmak; uygun bir yere yerleşmek, işe girmek.
"Evimize kapağı attık mı tamam, gel keyfim gel o zaman."
Konuştuklarını bir sonuca vardırmak, konuşmayı sonuçlandırmak.
"Sözü bağlamasına az bir zaman kalmıştı ki bir gürültü koptu."
Belli olmayan zamanlarda, ara sıra.
"Zaman zaman o da aramıza katılırdı."