Amana gelmek
Önce direnirken zor karşısında baş eğmek.
"Aman dilemek."
Teslim olmak, önce direnirken zor karşısında boyun eğmek.
"Nihayet düşman amana geldi."
Baş vermek (çıban).
Bitmek, sürmek (bitki).
Gelişme, büyüme başlangıcı göstermek.
Bilinmeyeni açıklığa kavuşturucu belirtiler ortaya çıkmak.
"İlk bahar geldi, dallar uç vermeye başladı."
Önce direnirken zor karşısında baş eğmek.
"Aman dilemek."
Teslim olmak, önce direnirken zor karşısında boyun eğmek.
"Nihayet düşman amana geldi."
Doğru olduğu, gerçek olduğu anlaşılmak, ortaya çıkmak.
Çok kızgın, öfkeli davranışlar göstermek.
Çok çalışkan, hareketli ve becerikli olmak.
Ateşli silâhlarla yapılan atışa son vermek.
"Taraflar ateş kesilmesine...
Bir sorun üzerine oy verenler, sayıca, karşı düşünceye oy verenlerden daha az çıkmak.
Bir oyalamada, karşı düşünceye oy verenler sayıca az çıkmak.
Ortaya çıkmak, belirmek, vuku bulmak.
"Milletimiz baş gösteren bu yeni fikri kısa zamanda benimseyecektir."
Değer vermek, çok üstün tutmak, çok sevmek.
"Babalarını baş tacı ettiler, toz kondurmuyorlar adama."
İnandığı bir şey uğrunda ölmek, canını vermek.
Belirmek, kimi bitkilerin başak tutmaya başlaması.
"Ektiğimiz buğdaylar baş vermeye başladı."
Etkisini hemen ve kesin olarak göstermek.
"Verdiğin ilaç diş ağrıma bire bir geldi."
Bıktırmak, usanç vermek, tatsız olmaya başlamak.
"Senin bu konuşmaların da artık kabak tadı vermeye başladı."
Ortaya çıkmak, belirmek.
Beğenilecek, takdir edilecek niteliklerini ortaya koymak; gücünü göstermek.
"Uzun bir aradan sonra sergi açmaya, kendini göstermeye...
Olmak, oluşmak, vücut bulmak.
Ortaya çıkmak.
"Olay akşam üzeri meydana geldi diyorlar."
Kargaşa çıkmak, toplumda düzensizlik baş göstermek.
"Ortalık yine karıştı, insanlar birbirine girdi."