Ağzıyla kuş tutsa…
"Ne kadar çaba gösterse, ne yapsa da" anlamında kullanılır.
"Ağzıyla kuş da tutsa, artık bu eve adım atamaz."
Bıktırmak, usanç vermek, tatsız olmaya başlamak.
"Senin bu konuşmaların da artık kabak tadı vermeye başladı."
"Ne kadar çaba gösterse, ne yapsa da" anlamında kullanılır.
"Ağzıyla kuş da tutsa, artık bu eve adım atamaz."
Belli değil, Cenab-ı Hak`tan başka kimse bilmez.
"Allah bilir bu sırrın iç yüzünü."
Bana öyle geliyor ki.
"Allah bilir esrar da alıyordur bu çocuk."
Birisine çıkar sağlama sözü vermek (ya da bu yolu göstermek).
Size güzel bir şey sunamıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Bu işi yarım yamalak yapıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Bir şeyi sert, öfkeli ve kızgın bir davranış içinde vermek.
"Al da başına çal bu sapı kırık küreği."
İnandığı bir şey uğrunda ölmek, canını vermek.
Belirmek, kimi bitkilerin başak tutmaya başlaması.
"Ektiğimiz buğdaylar baş vermeye başladı."
Durum kötü. Düzelmez de. Bıraktım ipin ucunu.
"İşlerin kötü gittiğine, düzelmeyeceğine, bu konuda da umut kalmadığına göre artık istenildiği gibi...
"Özel ilişkilerimiz sürüp gittikçe senin bana işin düşer" ya da
"Nasıl olsa yine karşılaşacağız" anlamında kullanılır.
"Demek şu küçük paketi götürmüyorsun,...
Çekilen sıkıntı artık katlanamayacak bir hâl almak.
"Bıçak kemiğe dayandı, artık bu yerde duramam."
Çok sık, düşünce ya da konu değiştirmek.
"Daldan dala konmayı bırak da bir işe sarıl artık."
Karşısındakine göz kapağını açıp kapatarak işaret vermek, bu şekilde meramını anlatmaya çalışmak; bir şeyi onayladığını ya da doğru olmadığını gözünü açıp...
En küçük sevinç ya da üzüntü karşısında hemen ağlayıveren, gözyaşlarını tutamayan.
"Senin kız da amma gözü sulu biriymiş."