Araya (aralığa) gitmek
Heder olmak, işe yaramaz duruma gelmek.
Karışıklıkta elden çıkmak ya da telef olmak.
Olmak, oluşmak, vücut bulmak.
Ortaya çıkmak.
"Olay akşam üzeri meydana geldi diyorlar."
Heder olmak, işe yaramaz duruma gelmek.
Karışıklıkta elden çıkmak ya da telef olmak.
Uydurma olmak, yalan olmak, gerçek olmamak, doğru olmamak, asılsız olmak.
Ortaya çıkmak, belirmek, vuku bulmak.
"Milletimiz baş gösteren bu yeni fikri kısa zamanda benimseyecektir."
Çok üzücü bir haberle aşırı sarsıntıya uğrayıp düşünme yeteneğini yitirir gibi olmak.
Umulmadık, beklenmedik bir olay karşısında şaşkınlığa düşmek, düşünce...
Bir şeyi çok yapa yapa usanmak, yorulmak, fenalık gelmek, bezmek.
Daha önce görülmeyen davranışlar içinde olmak, huyu değişmek.
Kazaya uğramış olmak.
"Gecikti,...
İleriyi görememek, meydana geleceği açık olanı görememek.
Çok sarhoş olmak.
Çok dikkatsiz ve dalgın olmak.
"Sen ki burnunun ucunu göremeyen bir adamsın,...
Bir kenara çekilip toplum ile ilişkisini kesmek, toplumun yaşayışına karışmaz olmak, daha çok ibadetle meşgul olmak ve dünya işleriyle ilgilenmez olmak.
"Bizim...
Yalanı, dolanı, hilesi, kötü niteliği, kusuru ortaya çıkmak.
"Yakında onun da diğerleri gibi foyası meydana çıkacak."
Ortaya çıkmak, belirmek.
Beğenilecek, takdir edilecek niteliklerini ortaya koymak; gücünü göstermek.
"Uzun bir aradan sonra sergi açmaya, kendini göstermeye...
Görünmek.
Belli olmak.
Yetişmek, büyümek, olmak.
"Korkak herif meydana çık da yüzünü görelim."
Ortaya çıkmak, belirmek, oluşmak.
"Köşede bir adam peyda oldu."
Düşünmediği, beklemediği bir anda biriyle karşılaşmak.
Düşünmediği veya düşünülmediği hâlde payına düşmek.
"Desenli parça bana rast geldi..
Hedefi...