Ağzını havaya (poyraza) açmak
Elindeki fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere bir şeyler elde etmeyi ummak.
Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek.
"Evi o zaman...
İstediğini elde edemeden, eli boş dönmek.
Elindeki fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere bir şeyler elde etmeyi ummak.
Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek.
"Evi o zaman...
İstediğini elde etmek için her türlü kurnazlığa başvurmak.
"Namussuzlar allem edip kallem edip yaşlı adamın evini elinden aldılar."
Bir kimseyi işini yaptırabilmek için pohpohlamak, gereğinden fazla överek istediğini elde etmeye çalışmak.
Bolluk, varlık, rahat ve huzur içinde olmak.
"Bir eli yağda, bir eli balda, daha ne istiyor ki?"
İşsiz güçsüz, aylak, boş gezip dolaşan kimse.
"Adam boş gezenin boş kalfası, bir de işsizlikten yakınıyor."
Hoş bir durum, elde ettiği güzel bir şey, sonra gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.
"Yediğimiz yemeği burnumuzdan getirmek mi istiyorsun? Sus...
Nefesini kullanarak sümüğünü burnunun yukarısına, geri çekmek.
Yoksun kalmak, umduğunu bulamamak, istediğini elde edememek, gayesine ulaşamamak.
"Müdürün...
Dönmek, geri dönmek.
"Birkaç adım sonra çark ediniz."
Para, mal tutamayanın durumunu ya da verimsiz, sonuçsuz bir işi anlatmak için kullanılır.
"Memurların işi tam anlamıyla dipsiz kile boş ambar, sıfıra sıfır...
Umduğunu alamadan geri dönmek.
"Eli boş döneceği hiç aklıma gelmezdi."
İstediğini elde etmek amacıyla bir kimsenin, bir şeyin yanından ayrılmamak, ona aşırı ilgi göstermek.
"Çocuklar Nasreddin Hoca`nın etrafında dört dönmeye...
İstediğini elde edinceye kadar birinin yanına çok sık gidip gelmek.