Adam etmek
Yetiştirip, eğitip topluma yararlı bir duruma getirmek.
Başkasının duygusunu, düşüncesini dile getirmek, anlatmak.
Yetiştirip, eğitip topluma yararlı bir duruma getirmek.
Bir işi olumsuz tutumuyla etkileyenleri anlatmak için kullanılır.
Bir şeyi yapmayı huy ve alışkanlık durumuna getirmek.
Biri ötekine, o da bir başkasına söyleyerek, dilden dile.
Bir düşüncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak.
Bir kimseyi konuşturarak belli bir konu üzerindeki düşüncesini öğrenmeye çalışmak.
Birinin söylediklerini kendi düşüncesiymiş gibi anlatmak.
Alt yüzünü üste çevirmek, altını üstüne getirmek.
Karmakarışık duruma getirmek.
Kişiyi kendi görüş ve düşüncelerinden ayırıp başka bir görüş ve düşünceyi benimser duruma getirmek.
Bir insanı, kendine özgü düşünce ve dünya görüşüne...
Konuşma yeteneği yokken konuşmak, dillenmek.
Dile düşmek.
"Dile geldi dağlar, avuttu onu!"
Bir meseleyi belirtmek, ortaya atmak, anlatmak, açıklamak.
Birini konuşturmak.
"Hiç umulmadık bir anda konuyu dile getirdi, hepimizin anlamasını sağladı."
Şaşma, öfke duygusunu dile getirmek için kullanılır.