Ağır iş
Yapılması zor iş, güç iş , zahmetli iş.
İş başından uzaklaştırılması zamanı yakın olmak.
"Sen de suyu kaynayanlar arasında yer alıyorsun."
Yapılması zor iş, güç iş , zahmetli iş.
Öteki işler arasında bir işi de yapıvermek.
Yapılmakta olan işler arasından işi de yapıvermek.
Uydurma olmak, yalan olmak, gerçek olmamak, doğru olmamak, asılsız olmak.
Yaklaşık olarak, hemen hemen, tam değil de tama yakın.
"Aşağı yukarı on kilo gelir bu yük."
Yaklaşık olarak, hemen hemen, tama yakın.
İş yapmakta olan bir kimsenin çok yakınında, ayakları arasında gezerek onun iş yapmasını güçleştirmek.
Birbirinin yakın dostu, ya da hısmı olup birbirinden hiçbir şey esirgememek ve biri ötekinin yerine iş görecek durumda olmak.
İleriyi görememek, meydana geleceği açık olanı görememek.
Çok sarhoş olmak.
Çok dikkatsiz ve dalgın olmak.
"Sen ki burnunun ucunu göremeyen bir adamsın,...
Bir yerde kendisi bulunmak, var olmak.
Bir yere hemen gidecek, bir şeyi anında yapacak durumda olmak.
"Yarınki toplantıda sen de hazır bulunmalısın."
Suyun çıktığı yer, kaynak.
En çok yarar sağlanacak yer.
Bir iş için en önemli, iş en son kendisinde bitecek kişi, mevkii.
"Yorgun bedenlerini suyun başındaki...
Karşı tarafı oyalayarak zamanı uzatmak.
Bir şeye ayrılan ya da harcanan zamanı uzatmak.
"Sen onu meşgul et ki hemen yola çıkmasın, bu sayede biz de biraz vakit...
Bir şey yapanların arasında bulunmak.
Adına ayrılan yerde bulunmak"Şiir komisyonunda sen de yer aldın mı?"
Yapılması gereken bir iş için zaman daralmış olmak, iş çok sıkışık zamana rastlamak.
"Sen hep işleri yumurta kapıya gelence mi yaparsın?"