Ağzından girip burnundan çıkmak
Çeşitli yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek; veya kandırmak.
"Ağzından girip burnundan çıktı ve ondan para koparmayı başardı."
Ne yapıp yaparak bir...
Ne düşünüyorsa söylemek, kimseden çekinmemek, karşısındakini kıracağım diye kaygılanmamak.
"Ondan sözümü esirgeyecek değilim, tamam mı?"
Çeşitli yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek; veya kandırmak.
"Ağzından girip burnundan çıktı ve ondan para koparmayı başardı."
Ne yapıp yaparak bir...
Evde ne yemek varsa
Elimize (elinize) ne geçerse, ne kazanabilirsek.
Ondan korkacak ne var? Bütün gücüyle saldırsa ne kadar kötülük yapabilir? Bunu çoktan göze aldık.
Farkında olmayarak karşısındakine dokunacak söz söylemek.
Bilmeyerek karşısındakini kıracak söz söylemek, pot kırmak.
"Baltayı taşa vurunca öyle utandı ki...
Verilen emri yapmak üzere işaret beklemek, işareti verecek kimseyi gözlemek.
Gerektiğinden fazla dikkat göstermek, koruyup gözetmek.
"Üç kuruş para verecek...
Çevresini ya da kendisinden istenilen yeri dolaşıp ne var ne yok diye bakmak, olup biteni anlamak amacıyla dolaşmak.
"Bir kişi etrafı şöyle bir kolaçan etsin...
Olup bitenleri çabuk haber alan, hemen her şeyden haberi olan.
"Hasan mı, ne kulağı delik adamdır o, ne öğreneceksen ona sor."
Ne zararı var.
Bir sonuç vermez.
Ne fayda, ne zarar umulur.
"Biraz sert konuşmuşsam, ne çıkar bundan?"
Her ihtimale karşı, ne olacağı belli değil.
"Şemsiyeni al, ne olur ne olmaz, yağmura yakalanabilirsin."
Ne zengin ne yoksul, ne iyi ne kötü, ne çirkin ne güzel.
"Onlar orta hâlli bir ailedirler."
Ne var ne yok hepsini söylemek, arka arkaya sıralamak.
"Ne sözler sayıp döktü ama kimse anlamadı."
Ağır sözler söylemek, ağzına ne gelirse söylemek.
"Yüzüne karşı verip veriştirdi ama o tek kelime bile söylemedi."