Ağzı yanmak (Bir şeyden)
Bir şeyde büyük zarar görmek.
Akla zarar.
Bir şeyde büyük zarar görmek.
Akla gelen şeylerin unutulmaması için kısaca yazıldığı küçük defter.
Hatırlanıp yapılması gereken şeylerin yazıldığı küçük defter, muhtıra defteri, ajanda.
Bir işi başarmak uğrunda çok yorulmak, sonuca kadar çok zahmet çekmek.
"Seni buluncaya kadar akla karayı seçtim."
Akla uygun gelmemek, inanılacak gibi olmamak.
Anlamamak.
"Şu işleri bir türlü aklım almıyor.
Zarar gördüğü işlerden uslanıp akıllıca davranmak.
Baygınlıktan ayılmak, kendine gelmek.
"Çabuk koşun, nihayet kendine geliyor!"
Olmasından korktuğu şeyin zarar verici etkisine uğramak.
"Aklıma gelen başıma geldi, evi su bastı."
Senden yararlanmam, bu yüzden uğradığım zarara değmedi. Yararlanmadan vazgeçiyorum; zarar etmeyeyim, yeter.
"Aldığı aptes ürküttüğü kurbağaya değmemek."
Daha ucuza satılırsa zarar eder.
Daha aşağı bir durum ve yaşayışı kendine layık görmez.
Birinin yüzünden büyük haksızlığa uğramak, zarar görmek.
"Eğer bu malı satamazsam senin ateşine yanmış olacağım."
Çok tehlikeli, zarar verecek bir işin üstüne üstüne gitmek ya da böyle bir işe girişmek.
"Bırak o silâhı elinden! Ateşle oynadığının farkında mısın sen?"
Yürümeye başlayıp eline geçirdiği her şeye zarar veren çocuk.
Bir işten biri zarar görür olmak, söylenen bir söz birine zarar vermek.
"O çubuğu kıracağım fakat ucu sana dokunacak diye kıramıyorum."