Deyimler
İletişim

"Aklına gelen başına gelmek" deyiminin anlamı nedir?

Olmasından korktuğu şeyin zarar verici etkisine uğramak.

"Aklıma gelen başıma geldi, evi su bastı."

Aklına gelen başına gelmek deyimine benzer deyimler

Ağzını açıp gözünü yummak

Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.

Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.

"Eve geç...

Ağzını açıp gözünü yummak

Ağzının tadını bilmek

Güzel lezzetli yiyecekler seçmek.

Keyif verici şeyleri seçmede usta olmak.

Güzel yemeklerden anlamak.

Bir şeyin güzelini, iyisini bilmek, anlamak.

"Şunlardaki...

Ağzının tadını bilmek

Aklına gelmek

Hatırlamak.

Bir şeyi yapmayı düşünmek, tasarlamak.

"Aklıma geldi, kalkıp babama gittim."

Aklına gelmek

Ateşine (nârına) yanmak

Birinin yüzünden büyük haksızlığa uğramak, zarar görmek.

"Eğer bu malı satamazsam senin ateşine yanmış olacağım."

Ateşine (nârına) yanmak

Başa gelmek

Kötü bir duruma uğramak.

"Kim demiş başa gelen çekilir diye?"

Başa gelmek

Başına belâyı satın almak

Sıkıntı, üzüntü ve tedirginlik verici olduğunu sonradan anladığı bir işe kendi isteği ile girmiş bulunmak.

"Nereden girdim bu inşaat işine, durup dururken...

Başına belâyı satın almak

Bin dereden su getirmek

Birini kandırmak için dil dökmek, birçok sebep ileri sürmek, aldatıcı sözler sarf etmek.

"O evi almamam için bin dereden su getirdiler."

Bin dereden su getirmek

Bir damla

Çok az, pek az (sıvı şeyler için söylenir).

Çok küçük (çocuklar için söylenir).

"Bir damla su kaldı, ne yapacağız su gelmezse."

Bir damla

Burnundan (fitil fitil) gelmek

Hoş bir durum, elde ettiği güzel bir şey, sonra gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.

"Yediğimiz yemeği burnumuzdan getirmek mi istiyorsun? Sus...

Burnundan (fitil fitil) gelmek

Buzlar çözülmek

Buzların erimeye ve kırılmaya, su hâline gelmeye başlaması.

Kişiler arasındaki dargınlığın, soğukluğun, kırgınlığın ve gerginliğin ortadan kalkmaya...

Buzlar çözülmek

Can damarı

Bir şeyin en önemli noktası, en mühim unsuru; bir şeyin yaşaması için en önemli araç.

"Babam evin can damarıdır."

Can damarı

El elde baş başta

Masrafla para birbirine denk geldi.

Yapılan işin sonunda ne kâr ne de zarar edildi.

"Alışverişten el elde baş başta döndü."

El elde baş başta