Ağzını açıp gözünü yummak
Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.
Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.
"Eve geç...
Olmasından korktuğu şeyin zarar verici etkisine uğramak.
"Aklıma gelen başıma geldi, evi su bastı."
Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.
Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.
"Eve geç...
Güzel lezzetli yiyecekler seçmek.
Keyif verici şeyleri seçmede usta olmak.
Güzel yemeklerden anlamak.
Bir şeyin güzelini, iyisini bilmek, anlamak.
"Şunlardaki...
Hatırlamak.
Bir şeyi yapmayı düşünmek, tasarlamak.
"Aklıma geldi, kalkıp babama gittim."
Birinin yüzünden büyük haksızlığa uğramak, zarar görmek.
"Eğer bu malı satamazsam senin ateşine yanmış olacağım."
Kötü bir duruma uğramak.
"Kim demiş başa gelen çekilir diye?"
Sıkıntı, üzüntü ve tedirginlik verici olduğunu sonradan anladığı bir işe kendi isteği ile girmiş bulunmak.
"Nereden girdim bu inşaat işine, durup dururken...
Birini kandırmak için dil dökmek, birçok sebep ileri sürmek, aldatıcı sözler sarf etmek.
"O evi almamam için bin dereden su getirdiler."
Çok az, pek az (sıvı şeyler için söylenir).
Çok küçük (çocuklar için söylenir).
"Bir damla su kaldı, ne yapacağız su gelmezse."
Hoş bir durum, elde ettiği güzel bir şey, sonra gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.
"Yediğimiz yemeği burnumuzdan getirmek mi istiyorsun? Sus...
Buzların erimeye ve kırılmaya, su hâline gelmeye başlaması.
Kişiler arasındaki dargınlığın, soğukluğun, kırgınlığın ve gerginliğin ortadan kalkmaya...
Bir şeyin en önemli noktası, en mühim unsuru; bir şeyin yaşaması için en önemli araç.
"Babam evin can damarıdır."
Masrafla para birbirine denk geldi.
Yapılan işin sonunda ne kâr ne de zarar edildi.
"Alışverişten el elde baş başta döndü."