Açıkta kalmak
Kendisi için görev yapacak yerde kalmamak.
Barındığı yer elinden gitmek.
Katlanamaz, dayanamaz, sabredemez olmak; tahammül gücü kalmamak.
"Sabrımı taşırmadan çekip gidin buradan."
Kendisi için görev yapacak yerde kalmamak.
Barındığı yer elinden gitmek.
Tersi söylenmeyecek bir durum meydana gelmek, itiraz edilecek bir nokta kalmamak.
Artık itiraz edilebilecek, karşı durulacak bir nokta kalmamak.
"Siz Mehmet...
Aman diyecek gücü kalmamak.
Yardım dileyecek kimse bulamamak..
Sabrı kalmamak, bir sıkıntıya dayanamaz duruma gelmek.
"Canıma tak dedi artık, ya yaptıklarına son verirsin ya da burayı terkedersin!"
Önceleri iyi olan durumu sonradan bozulmuş olmak; çalışma gücü, verimi tükenmiş olmak.
"Adamın bir ayda çaptan düşeceğini sandılar."
Sözü geçmez olmak; bir konuda saygınlığı, gücü kalmamak.
"Adamları arasında da forsu kalmayacak onun."
İstemediği hâlde uyuya kalmak.
İşe yaramaz duruma gelmek.
Yaşlılıktan, zayıflıktan gücü azalmış olmak; hiçbir şeye ilgi duymamak.
"O artık içi geçmiş bir...
Hâli, gücü kalmamak.
Yaptığı işi sona ermek.
"Git de bak, babanın işi bitmiş mi?"
İş, içinden çıkılması zor bir durum almak; engellerle karşılaşmak.
"İşler sarpa sarmadan çekip gidelim buradan."
Çok öfkelenip sinirlenmek.
"Kafamı kızdırmadan çekip gidin buradan."
Üzüntü verecek, içinden zor çıkılacak, bir anlaşmazlığa sebep olacak bir durum oluşturmak.
"Haydi, bir mesele çıkarmadan çekip gidin buradan."
Elinde avucunda bir şey kalmamak, malı ve parayı bitirmek.
Gücü kalmamak.
"Bu kadar düşüncesiz davranmasaydı sıfırı tüketmezdi."