Adı bile okumamak
Adı hiç söz konusu olmamak, hiç önem verilmemek.
Hoş görmemek, bağışlamamak.
Hiç uyumamak.
"Sabaha kadar gözlerimi yummadım."
Adı hiç söz konusu olmamak, hiç önem verilmemek.
Bir işi başarmak uğrunda çok yorulmak, sonuca kadar çok zahmet çekmek.
"Seni buluncaya kadar akla karayı seçtim."
Bir konuyu hiç, ama hiç düşünmemiş olmak.
Ben hiç emek harcamayayım. Her şey hazır olup ayağıma gelsin.
Bir işin hiç emek harcamadan olmasını, kendiliğinden hazır olup ayağına gelmesini bekleyenlerin...
Sarsılmamak, sağlam ve sağlıklı durumunu sürdürmek.
Hiç yenilgi yüzü görmemek.
"Arkası yere gelmemiş bir adam olarak kalmalı o."
Hiç karışık, anlaşılmayacak yönü yok, hesap, ay aydınlığı kadar ( ya da gökte görülen ayın kaçı olduğu kadar) ortada, açık.
Hataya düştüğünü anladığında veya hoşlanmadığı bir durumla karşılaştığında farketmemiş gibi davranmak, oralı olmamak.
"Hiç bozuntuya vermeden misafirlere hoş...
Oldukça huysuz olmak, kendisine hiç söz söyletmemek, kendisinin eleştirilmesine fırsat tanımamak, en küçük yergiye tahammül göstermemek.
"Amma da burnundan kıl...
Hiç uyumamak.
Tehlikeye aldırmamak.
"Bu gece hiç göz kırpmadım, hep seni düşündüm."
Sabahtan önce ölmek, sabaha kadar yaşayamamak.
"Hastanın durumu ağır, sabaha çıkacağını sanmıyorum."
Sabahlamak, bir sebeple sabaha kadar uyumamak, bir konu ile uğraşmak.
"Köye varmamız sabahı bulacak."
Hiç denecek kadar az.
"Onu zerre kadar sevmiyorum."