Acısını çekmek
Yapılan yanlış işin doğurduğu sıkıntı ve üzüntü içinde bulunmak.
Parmakları kullanmak suretiyle yapılan hesap.
Hece vezni.
"Bizim bakkal hâlâ parmak hesabı yapıyor."
Yapılan yanlış işin doğurduğu sıkıntı ve üzüntü içinde bulunmak.
Yapılan bir iyiliğin değeri bilinmek
Bir konunun istediği gibi sonuçlanması için gücünü kullanmak.
Karşılıklı kötü şeyler söyleyerek yapılan kavga.
Amacına ulaşmak için birini tatlı sözlerle bir süre oyalamak, kandırmak; umut verip ikna ederek işini yaptırmak.
"Öyle bir insan ki ağzına bir parmak bal çal,...
Yaptığı işlerden dolayı kimseye hesap vermek zorunda değil; yaptıklarına hiç kimse itiraz edemez.
Davranışlarından dolayı kimseye hesap vermeyen, istediği...
Güvenilmez, yanlış hesap.
"Senin yaptığın çömlek hesabı, bir muhasebeciye havale et işi."
Elle yapılan işe harcanan emek.
Elle yapılan çalışmanın karşılığı.
"El emeğinin karşılığı değildir bu para."
Yaşlılığına rağmen dinçliğini, dayanıklılığını hâlâ sürdüren, gücünü kaybetmemiş kimse.
"Sen eski topraksın, bizim gibi birkaç genci daha cebinden çıkartırsın."
Düşünüp taşındıktan sonra, hesap sonunda.
"Hesap kitap, baktım işler kötüye gidiyor; hemen sizi çağırdım."
Yürür gibi yaparak hep aynı yerde ayaklarının birini kaldırıp birini basmak.
Hiç gelişme, ilerleme gösterememek.
"Okullar neredeyse kapanacak ama bizim çocuk...
Ayrıntıya girmeden, bir bütün sayıya yaklaşık olarak tamamlanabilen hesap.
"Aldığımız mallar yuvarlak hesap yüz bin lira tuttu."