Ağırlığını koymak
Bir konunun istediği gibi sonuçlanması için gücünü kullanmak.
Yaşlılığına rağmen dinçliğini, dayanıklılığını hâlâ sürdüren, gücünü kaybetmemiş kimse.
"Sen eski topraksın, bizim gibi birkaç genci daha cebinden çıkartırsın."
Bir konunun istediği gibi sonuçlanması için gücünü kullanmak.
Birine yol gösteren, akıl öğreten kimse.
Herkese akıl öğretmeye meraklı kimse.
"Lütfen akıl hocalığı yapmaya kalkma, biz işimizi senden iyi biliriz."
Alırken bütün gücünü kullanan ve kolaylık gösteren, kimsede parasını bırakmayan; verirken ise bin bir güçlük çıkaran, vereceğini geciktirmek için elinden...
Birkaç kimse, bir kişiyi kollarından, bacaklarından tutup yukarı kaldırmak.
Arası bozuk olan kimse ile barışmak.
Arası açık olan iki kişiyi uzlaştırıp, barıştırmak.
"Hasan aramızı yapmasaydı biz hâlâ diken üstünde oturuyor olacaktık."
Yaptığı işlerden dolayı kimseye hesap vermek zorunda değil; yaptıklarına hiç kimse itiraz edemez.
Davranışlarından dolayı kimseye hesap vermeyen, istediği...
Daha ucuza satılırsa zarar eder.
Daha aşağı bir durum ve yaşayışı kendine layık görmez.
Herkes kendi malını istediği gibi kullanır, yönetir. Bizim bunlarla ilgilenmemiz, bunlar üzerinde düşünce yürütmemiz yersizdir.
"Fırsat kaçtı, artık yapılacak şey kalmadı" anlamında kullanılır.
"Sen daha dur, atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti."
Bulduğundan daha çoğunu isteyip şükretmemek, daha iyisini istemek.
"Buldukça bunuyorsun, milletin aç sefil gezdiğini görmez misin sen?"
Hiçbir şey değişmemiş, eski durumda kalmış.
"Köy aynı, insanlar aynı, eski hamam eski tas."
Yürür gibi yaparak hep aynı yerde ayaklarının birini kaldırıp birini basmak.
Hiç gelişme, ilerleme gösterememek.
"Okullar neredeyse kapanacak ama bizim çocuk...